“Arkadaşım Erdoğan’a minnettarım”
Bu sözler 15 Mayıs 2008 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin sürmanşetindeydi. Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu İsrail Başbakanı Ehud Olmert’le tek kelimeyle muhteşem bir röportaj yapmıştı. Hatta üniversiteden arkadaşım Silviya ile bu konu üzerine derin bir sohbet gerçekleştirmiştik: Türk Başbakanı gerçekten çabalıyor muydu?
Önce biraz geçmişi hatırlamak istiyorum. Çünkü şu sıra herkes Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışını, Gazze sorununun geldiği noktayı, Türkiye’deki Yahudilerin endişelerini tartışıyor. Bense tüm bunları dinlerken hep az önce söz ettiğim röportajı hatırlıyorum. Meslek heyecanından olsa gerek bazı röportajlar ve isimler aklıma kazınır benim. Bu da öyle bir röportajdı. “60’ıncı yılını kutlayan İsrail Devleti kuruluşundaki yalnızlığa inat…” diye başlayan cümlelerde söz Başbakan Erdoğan’a geliyor.
Enis Berberoğlu soruyor: “Siz de Golan tepelerinde savaştınız… Bugün Suriye ile İsrail arasında yürüyen barış görüşmelerinde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Büyükelçi Ahmet Davudoğlu’nun da aracılık ettiği haberleri geliyor. Ayrıntı verebilir misiniz?”
Ehud Olmert’in yanıtı ise, oldukça etkileyici. Hatta röportajın sürmanşeti olacak kadar ses getirici: “Tek söylemek istediğim şudur: Hakikaten iyi arkadaşım, Başbakan Erdoğan bana, Suriye ile görüşme süreci (zemini) yaratma girişimi amacıyla aracı oldu. Umarım bu süreç hayata geçer ve başarılı olur. Bu kadarını söyleyeyim. Ama Türk Başbakanı’na çabaları için minnettarım.”
***
Yazıya burada bir es verip 30 Ocak 2009’a dönmek istiyorum. Radyo ve Televizyon Haberciliği sınavı için Nişantaşı Sturbucks’ta üniversiteden arkadaşlarım İpek, Silviya, Jessy’yle beraberdik. Hocamız Kemal Aslan, sınavda Başbakan Erdoğan’a yöneltmemiz için 5 soru hazırlamamızı istemişti. Tam da bir gün önce Başbakan Erdoğan Davos’ta toplantıyı terk etmişti. Tüm gazetelerin manşetinde Başbakan’ın tavrı vardı.
Silviya ve Jessy Yahudi arkadaşlarım. Sınava çalışmayı bir kenara bıraktık ve gazeteler üzerine uzun uzun sohbet ettik. Gazeteler dediğime bakmayın, gazetelerdeki Başbakan haberlerini tartıştık elbette. Silviya ve Jessy Yahudi, İpek ve ben ise Müslümanız. Ama hepimiz aynı şeyi söylüyorduk biz Türkiye’de yaşıyoruz. Türk’üz. Peki Silviya ve Jessy neden bu kadar endişeliydi?
Silviya, Özel Musevi Okulları’nda okumuş. (Anaokulundan başlayarak) Annesi İspanyol olmasına karşın Silviya harika Türkçe konuşuyor. Sinagog bombalarında okulun bahçesine çıkmalarının yasaklandığından başladı, önceki gün Yahudi arkadaşlarıyla MSN iletilerine “Gitmek vakti” yazdıklarına kadar anlattı. “Neden?” diye soruyor Silviya. Başbakan’ın Davos’taki tavrını eleştirmekten ziyade, Başbakan’ın aynı duruşu neden Türkiye’de yaşayan “Yahudiler için gösteremediğini merak ediyor. Biz de Türkiye’de yaşıyoruz, Türk’üz diyoruz. Ama korkuyla yaşıyoruz ve Başbakan çıkıp İsrail Cumhurbaşkanı Perez’e ‘Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz’ diyor. Yani hepimiz için söylüyor. Biz bir tek öldürmeyi mi iyi biliriz? Kurulduğundan bu yana 7 kez savaş görmüş bir ülkeden bahsediyoruz…”
Silviya’nın sözleri karşısında söyleyecek söz bulamıyorum. Gazze’deki çocuklar için benim de canım yanıyor elbette. Bir o kadar Irak’ta yaşamını yitiren çocuklar, kadınlar, insanlar için canım yandı. Ama bir diğer yanım da soruyor, Peki Musevi Okulları’nda endişeyle, korkuyla yetişen çocuklar?
***
Ehud Olmert, Enis Berberoğlu’na verdiği röportajda,Türk Başbakanı’na çabaları için minnettarım” demişti…Keşke sorabilsem,
“Minnettar olduğunuz Başbakan Erdoğan’ın Davos girişimi hakkında ne düşünüyoruz?”






Ayni kaygilari, ayni tartismalari binlerce insan gibi ben de kendi arkadasimla yaptim. Turkiyede olanlar cok derinden uzuyor beni, buradaki savas karsiti Yahudi arkadaslarim dogal olarak veryansin icindeler. kendi blogumda da cokca yer veriyorum buna. Insallah durum en kisa surede degisir
sinan, değişebileceğe benzemiyor ama umarım bizim sesimiz daha fazla çıkar:)teşekkürler..