<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikirlerin Hürriyeti &#187; Fikirlerin Hürriyeti</title>
	<atom:link href="http://fikirlerinhurriyeti.com/category/fikirlerin-hurriyeti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fikirlerinhurriyeti.com</link>
	<description>Herkes İçin Hürriyet!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jul 2010 10:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>bazen zaman duruyor&#8230;</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/bazen-zaman-duruyor/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/bazen-zaman-duruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 10:52:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=645</guid>
		<description><![CDATA[İçimden hiçbir şey yazmanın gelmediği bir dönemi geçirdim sanırım :) Uzun zaman oldu hiçbir şey yazmayı istemeyeli. Bazen içimdeki bir yerlerde zaman duruyor. Eleştirilerle büyüyorum, belki de en doğrusu bu.
Yeni iletişim ortamlarını sevmemin en temel sebebi &#8216;özgürce eleştirebilmek&#8217; gibi gelirdi ilk zamanlarda bana. Sosyal ortamları tartıştığımız derslerde hep aynı şeyi savunurdum: Şeffaf, özgürlük hissi, çevrimiçi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçimden hiçbir şey yazmanın gelmediği bir dönemi geçirdim sanırım :) Uzun zaman oldu hiçbir şey yazmayı istemeyeli. Bazen içimdeki bir yerlerde zaman duruyor. Eleştirilerle büyüyorum, belki de en doğrusu bu.</p>
<p>Yeni iletişim ortamlarını sevmemin en temel sebebi &#8216;özgürce eleştirebilmek&#8217; gibi gelirdi ilk zamanlarda bana. Sosyal ortamları tartıştığımız derslerde hep aynı şeyi savunurdum: Şeffaf, özgürlük hissi, çevrimiçi yaşam!</p>
<p>Ama nedense Ekonomi&#8217;de çalışmaya başladığımdan bu yana <a title="Tolga Kara" href="http://tolgakara.wordpress.com/ " target="_blank">Tolga Kara</a> hocamın &#8216;Dönüşmüş öğrenci&#8217; dediği ben yeni bir dönüşümün içinde hissediyorum kendimi. Daha çevrimiçi, daha mobil takılıyorum. Samsung i 780&#8242;im duruyor yanında bir de Blackberry Bold 9700 deneyimliyorum.</p>
<p>Ama birşeyi farkettim şu sıra. Blackberry kullandığımdan beri evet maillerimi çok daha hızlı yanıtlıyorum; twitter gibi yeni iletişim ortamlarında daha hızlı takip ediyorum, ediliyorum; mobil okumalarım çoook arttı, haberleri de Blackberry uygulaması olan gazetelerin internet siteleri aracılığıyla hızlı takip ediyorum.</p>
<p>Mobil ortamda çok daha hızlıyım; bunun farkındayım. Ancak mobil olmayan internet ortamlarında, evde netbook başında, ofiste PC başında iş dışı durumlar nedeniyle internette geçirdiğim zaman kesinlikle azalıyor. Ofiste de maillerimi Blackberry üzerinden yanıtlıyorum. Çünkü herşeyin daha hızlı gerçekleştiği hissini veriyor.</p>
<p>İnternetle tanıştığım ilk zamanlarda babamın ortaokulu bitirme hediyesi bir masaüstü bilgisayar olmuştu. Dolayısıyla flash ile hazırlanmış web siteleri, çevrimiçi his, MP3 indirme ve hatta hotmail ile ilk tanışmam çok sesli çalışan PC&#8217;miz aracılığıyla gerçekleşti. Liseden mezun olurken Aydın Doğan&#8217;ın birincilik hediyesi ise Casper marka bir laptop&#8217;tu.  Şarjı 2 saat dayanmasa da laptop&#8217;a sahip olmak evde wireless modem olmasa da kabloyla daha rahat internet hissini yaşamama neden oluyordu. Hürriyet İstihbarat&#8217;ta çalışmanın bir gerekliliği olarak Turkcell Connect kartla tanışmam ise MSI markalı daha küçük bir laptop ile oldu. Yaklaşık 4 yıl önce sahip olduğum Samsung i780 markalı cep telefonum ile de mobil hayatla tanıştım. Şimdi Blackberry kullanırken; &#8220;Allahım Samsung ne kadar yavaşmış!&#8221; diyerek, çok uzak olmayan zamanlarda maillerimi kontrol ederek hayatımı kurtaran Samsung&#8217;a ne kadar da kolay ihanet ediyorum!</p>
<p>Giderek daha mobil oluyoruz&#8230;.</p>
<p>Farkında mısınız?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/bazen-zaman-duruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>artık anlatmalıyım&#8230;./toronto</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/artik-anlatmaliyim-toronto/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/artik-anlatmaliyim-toronto/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 11:06:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[uzun uzun süren seyahatlerin ardından yeniden topraklardayım&#8230;
Ne kadar yoğun geçti bu kış! Ama hayatımın en unutulmayacak seyahatlerinden biriydi son gittiğim&#8230; Kanada&#8217;daki G-20 zirvesi öncesinde Kanada Hükümeti&#8217;nin davetlisi olarak Türkiye&#8217;yi temsilen G-20 International Media Visit&#8217;e (G/20 Uluslararası Medya Ziyareti) katıldım.
Ziyaret öncesi de ayrı bir maceraydı aslında! Müdürüm Vahap Munyar ve yardımcısı Hayri Çetinkaya Kanada ziyaretini ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>uzun uzun süren seyahatlerin ardından yeniden topraklardayım&#8230;</p>
<p>Ne kadar yoğun geçti bu kış! Ama hayatımın en unutulmayacak seyahatlerinden biriydi son gittiğim&#8230; Kanada&#8217;daki G-20 zirvesi öncesinde Kanada Hükümeti&#8217;nin davetlisi olarak Türkiye&#8217;yi temsilen G-20 International Media Visit&#8217;e (G/20 Uluslararası Medya Ziyareti) katıldım.</p>
<p>Ziyaret öncesi de ayrı bir maceraydı aslında! Müdürüm Vahap Munyar ve yardımcısı Hayri Çetinkaya Kanada ziyaretini ilk söylediklerinde &#8220;Neeee 11 gün mü! Yapmayın okulum var benim, gitmeyeyim&#8221; diye tepkiler verdim evet:) Ama Vahap Bey&#8217;den gelen &#8220;Kızım bunu bir eğitim gibi düşün&#8221; önerisi her zamanki gibi ani tepki verdiğimi doğruluyordu. Evet böyle bir şansı nasıl kaçırabilirdim ki!</p>
<p>Tabii Vahap Bey&#8217;den Kanada onayının çıkması Kanada gezisine katılabilmem için yeterli değildi. Çünkü Kanada Büyükelçiliği diğer gazetelerden de adaylar belirlemişti. Bir gün sonra Salı sabahı telefonum çaldı. Okula gitmek üzere hazırlanıyordum. Kanada Büyükelçiliği&#8217;nden Övül Hanım arayarak Büyükelçilik yetkililerinin telefonla görüşmek istediğini söyledi. Yaklaşık 20 dakika süren İngilizce bir mülakat gerçekleştirdik. Pek kolay oldu diyemem spontane gelişti ve az da olsa heyecanlandım. Ki öncesinde Büyükelçiliğe CV&#8217;imi ve bu ziyarete neden katılabileceğimi anlatan bir mektubu kendilerine iletmiştim.</p>
<p>Aynı gün akşamüstü yine Övül Hanım arayarak bu kez büyükelçilik yetkililerinin &#8220;Tebrik&#8221; etmek istediğini söyledi! Evet Kanada&#8217;ya gidiyordum bu durumda. Ondan sonrasında 15&#8242;ine kadar pek birşey olmadı. O kadar hızlı değişiyor ki Ekonomi&#8217;de zaman. Gidene kadar hiçbir şey olmamış gibi çalıştım.</p>
<p>Ama program elime ulaştığında heyecanlanmadım desem yalan olur. Bir kere Kanada Hükümeti, G 20 ülkelerini temsilen gelecek tüm gazetecilerin listesini bir word dökümanı haline getirmiş. Birbirimizi önceden tanıyabilmemiz için CV&#8217;lerimizi, fotoğraflarımızı ve çalıştığımız kurumları bu dosyaya taşımıştı. Mesela Çin&#8217;deki Youth China gazetesinden gelecek Kunju&#8217;nun CV&#8217;si beni çok etkilemişti.</p>
<p>***</p>
<p>10 günlük dolu dolu hazırlanmış bir programdı. Neler yapmadık ki?</p>
<p>G-20 ülkelerini temsilen (İngiltere hariç/seçimler nedeniyle katılamadı) Kanada&#8217;ya gelen gazeteciler olarak Toronto Havalimanı&#8217;ndan Sheraton City Toronto&#8217;ya 15 Mayıs günü kendi imkanlarımızla ulaştık. Ben havalimanından taksiye binmeyi tercih ettim:)</p>
<p>İlk başta pek sevdim diyemem Toronto&#8217;yu&#8230;11 saatlik uçak yolculuğu ile yorulmuş, Türkiye ile aradaki 7 saatlik fark az da olsa sarsmıştı beni. Ama internetteki tavsiyeleri dinleyerek bir gün önceden uyumamış, uçakta uyumayı tercih etmiştim.</p>
<p>İlk gün kendi başıma geçti diyebilirim. Sheraton Toronto çooook büyük içinde Alışveriş Merkezleri (!), uzuuun yürüyen merdivenlerin olduğu farklı bir iş oteliydi. Mesela içeri homeless&#8217;lar da girebiliyor ve bir otel yetkilisi farkedene kadar sizinle birlikte Business Center&#8217;da takılabiliyordu:) (Evet bunu gördüm!)</p>
<p>31&#8242;inci katta Toronto&#8217;nun uzun binaları manzaralı bir odada kaldım 6 gün boyunca. Çünkü gezinin sadece 5 günü Toronto&#8217;ya (ve ottowa&#8217;ya ayrılmıştı ama ottowa&#8217;ya günübirlik uçakla gidip toronto&#8217;ya dönüyorduk) ayrılmıştı. Kalan 5 günü ise G-8 zirvesinin yapılacağı benim gönlümde bir efsane yerini alan Muskoka Bölgesi&#8217;nde geçirecektik.</p>
<p>15&#8242;indeki Toronto maceram kendi başıma şöle bir oteli ve otelin etrafını dolaşarak geçti. Ertesi sabah ise 06&#8242;da başlayan kahvaltılar dizisine adım attık. 06&#8242;da Sheraton&#8217;ın Lounge&#8217;ında bizi eşi bir dönem Kanada&#8217;nın Türkiye Büyükelçisi olan Sylvie Gauvin ve Jennifer Pelley karşıladı. Jet-lag herkesi esir almıştı diyebilirim. Güney Kore&#8217;den gelen iki arkadaşımız odalarına gönderilen otel görevlilerinin kapıları yumruklamasıyla uyandı diye efsaneler dolaşıyordu :D</p>
<p>Toronto&#8217;nun dört bir yanında sürecek ziyaretlerimiz başladı peşi sıra! Niagara Şelaleri&#8217;ne adımımıız attığımızda hepimizin ortak tepkisi &#8220;Wowwwwwwww&#8221; olmuştu&#8230; Gerçekten herkesi sırılsıklam eden keyifli bir ziyaret oldu.</p>
<p><a href="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/100_64421.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-642" title="100_6442" src="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/100_64421-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun tabii ben biraz programdan bahsedeceğim:)</p>
<p>10 gün boyunca Kanada Başbakanı dahil, ne kadar bakan, belediye başkanı varsa gördük diyebilirim!</p>
<p>Bu ilk yazı olduğu için Toronto ve Ottowa&#8217;ya dair birşeylerden bahsedeceğim. İkinci yazıda Muskoka&#8217;ya geçeriz:)</p>
<p>Toronto çok değil ama kalabalık bir şehir. Niagara Şelaleleri gibi harika mekanlara yaklaşık 1/2 saat uzaklıkta, bankacılık sektörünün kalbinin attığı, insanların genelde yüzlerinin güldüğü, şehrin en fazla trafiğinin yer aldığı sevimli değil ama adapte olması zor olmayan bir yer. İstanbul&#8217;da yaşayanlar için hele çok kolay diyebilirim.</p>
<p>Kaldığımız otel şehrin merkezindeydi. Yürüme fırsatı bulduğum zamanlar oldu. Genelde böyle zamanlarda tek başıma turlamayı seviyorum bu kez de öyle yaptım. Otelden çıkarak yaklaşık 5 saat boyunca durmadan yürüdüm ve çok keyif aldım. Bir kere cafe/bar/otel/ neresi olursa olsun sigara içmeniz imkansız!!! bizdeki gibi kapalı alanda sigara içilmez yasasını ihlal etmeniz olası değil mahvederler adamı :) Ayrıca birçok cafe&#8217;nin bahçesinde de içilmiyor içmek isteyenleri cafenin açık alanının da dışına gönderiyorlar. Süper bir uygulama takdir ettim. Ki zaten sigaraya savaş açmış bir ülke, en ucuz paket neredeyse 9 dolar!</p>
<p>Gerçi genel olarak ucuz bir şehir diyemeyeceğim sizlere. Gezmesi, görmesi eğlenceli orası ayrı. Tim Hartons Kanadalı bir kahve zinciri. Starbucks&#8217;ta var elbete ama fiyatlar Tim Hartons&#8217;ta Starbucks&#8217;ın yarı fiyatı ve lezzetli. Şehirdeki restoranlar ve cafeler tatlı olayını bitirmişler. Tatlı seven biriyseniz, çıldırabilirsiniz bu kadar güzel kek, pasta ve kurabiyelerin olduğu yerlerde! Ben kendimi zor tuttum&#8230;</p>
<p>Hizmet sektörü Avrupalı şehirlerdeki gibi değil. Amerika havasını aldığınız bir yer evet ama, hizmet sektörü çok gelişmiş. Özellikle garsonlar arasında kadın hakimiyeti var ve genelde güler yüzlü insanlar çalışıyor. Yemeğiniz geldiğinde ilk tadımı yapana kadar etrafınızda olan garson, tadımınızın ardından beğenip beğenmediğinizi güler yüzlü bir halde soruyor, bittiğinde yine soruyor ara ara gelip &#8220;herşey yolunda mı?, sizin için yapabileceğim bir şey var mı&#8221; gibi yine sorular sorulabiliyor. Ve Türkiye&#8217;deki kebapçılarda rahatsız edici olan bu uygulama oradaki garsonların davranışlarıyla pek de rahatsız edici gelmedi bana&#8230;</p>
<p>Eaton Center, Toronto&#8217;nun en büyük alışveriş merkezlerinden biri. Gerçekten çok büyük:) Bütün markaların mağazaları yer alıyor diyebilirim. Guess Türkiye&#8217;deki gibi pahalı değil aksine Tr&#8217;deki fiyatların yarısı neredeyse. Abercrombie de ben hafta sonu gitmiştim içerisi bomboştu! Londra&#8217;da mağazanın önündeki uzuuuuuuun kuyruğu görünce şaşırmıştım burada pek uğramıyorlar insanlar içeri anladığım kadarıyla (!) Bizde mağazası olsa nasıl olur inanın bilemiyorum:)</p>
<p>Kanada deyince aklınıza gelen yeşiiiiiiil alanlar, doğa harikaları Toronto&#8217;da pek yok. Toronto daha çok binaların yer aldığı, iş şehri. Ama yemek, alışveriş ve şehir havası almak için ideal.</p>
<p>National art Gallery en bilinen sanat müzesi. Sanatla pek aram olmadığı için uzun uzun anlatamıyorum ama Çin Mahallesi&#8217;ne yürüyerek 10 dakika uzaklıkta:)</p>
<p>Çin Mahallesi demişken(!) Toronto&#8217;da 5 tane Çin, 3 tane Hint Mahallesi varmış:) Hangisi diye sormayın en büyüğü diyebilirim bu galeriye yakın olan mahalle:)</p>
<p>Toronto&#8217;daki günlerimiz daha çok bakanlar, belediye başkanları ve G-20 öncesi ziyaretler ile geçti. Hissettiklerim;</p>
<p>Türkiye değil ama İstanbul deyince gözleri büyüyor burada yaşayanların ve genelde &#8220;wow ne kadar şanslısın&#8221; cümlesini duyuyorsunuz. İstanbul&#8217;a hayranlık hat safhada! Türkiye için pek yorum yapmıyorlar:)</p>
<p>İstanbul sevgisi hoşuma gitti açıkçası. Bana bu kadar soğuk gelen şehir, Kanadalıları çok heyecanlandırıyor. Galiba İstanbul&#8217;un kıymetini bilmiyorsun Yeliz(!) :)</p>
<p>***</p>
<p>şimdilik bu kadar, vakit bulunca İtalyalı gazeteci arkadaşım Viviyana&#8217;nın &#8220;Başbakan Erdoğan hakkında düşündüklerim&#8221; ve &#8220;Deniz Baykal&#8221; skandalına dair sorularını paylaşacağım. Bir de Hindistandan gelen gazetecinin &#8220;Sizin Türkiye&#8217;deki yerel kıyafetiniz ne? Burka mı?&#8221; sorusu karşısında yaşadıklarımı&#8230;</p>
<p>:)</p>
<p>devam edeceğim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/artik-anlatmaliyim-toronto/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gaz, maske ve 1 mayıs</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/gaz-maske-ve-1-mayis/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/gaz-maske-ve-1-mayis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 09:09:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[O yılları yaşayanlar çok çok daha iyi biliyorlar 1 Mayıs&#8217;ın önemini eminim. Ama ben biraz başka şeyler söyleyeceğim Taksim ve 1 Mayıs&#8217;a dair&#8230;
16 yaşında Hürriyet&#8217;te çalışmaya başladıktan sonra 1 Mayıs&#8217;ın anlam ve önemini daha iyi anladım diyebilirim. Benim için 1 Mayıs İstihbarat&#8217;ta geçirdiğim süre içinde gaz maskeleriyle Taksim&#8217;de zırhını kuşanan muhabirler ve Kadıköy&#8217;de rutin &#8216;kutlama&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O yılları yaşayanlar çok çok daha iyi biliyorlar 1 Mayıs&#8217;ın önemini eminim. Ama ben biraz başka şeyler söyleyeceğim Taksim ve 1 Mayıs&#8217;a dair&#8230;</p>
<p>16 yaşında Hürriyet&#8217;te çalışmaya başladıktan sonra 1 Mayıs&#8217;ın anlam ve önemini daha iyi anladım diyebilirim. Benim için 1 Mayıs İstihbarat&#8217;ta geçirdiğim süre içinde gaz maskeleriyle Taksim&#8217;de zırhını kuşanan muhabirler ve Kadıköy&#8217;de rutin &#8216;kutlama&#8217; adındaki törenleri takip eden muhabirlerden oluşuyordu.</p>
<p>Merak edenler için anlatayım. İlk başladığım yıllarda olmasa da sonraki yıllarda ben de 1 Mayıs kutlamalarında muhabir olarak görev aldım. Ancak Taksim&#8217;de değil, Kadıköy&#8217;de&#8230;Taksim&#8217;e çıkan muhabirler daha çok ağabeylerimiz, foto muhabirlerimizdi. Her 1 Mayıs öncesi gaz maskeleri dağıtılır, muhabirler için müdürümüz Celal Korkut kumanyalar hazırlatır ve Taksim&#8217;de kutlanmasına izin verilmeyen &#8220;Emek ve Dayanışma Günü&#8221; eylemlerine tam kıta hazır olurdu İstihbarat Servisi&#8230;</p>
<p>Özetle benim için 1 Mayıs, Kadıköy&#8217;de halay çeken bin iki bin kişilik sendika grupları ve Taksim&#8217;deki protestolarda gaz yiyen muhabirlerimizin halleriydi&#8230;</p>
<p>Herkes sersemleşiyordu 1 Mayıs&#8217;ın ertesi gününde&#8230;</p>
<p>Dayak yiyenler, gözaltına alınanlar&#8230;</p>
<p>Peki niye Taksim kapalıydı&#8230;Durum belli bu zamandan 32 yıl önce yapılan bir provakasyon, yaşamını yitiren can&#8217;lar ve zihniyet&#8230;</p>
<p>Dün Taksim&#8217;de 1 Mayıs kutlamalarını artık Ekonomi Servisi&#8217;nde çalıştığım için sahadan değil plazadan takip etmek durumundaydım. Gerçi bizler de finans muhabirimiz Esra Sahici, Hülya Güler, editörümüz Nilgün Karataşla hatta ilerleyen saatlerde ekip olarak 1 Mayıs marşını söyleyip, bayramlaştık&#8230;</p>
<p>İlk kez İstihbarat Muhabirleri 1 Mayıs&#8217;ta gaz yemediler!</p>
<p>Sevgililerin buluşma noktası olan, en politik tartışmalara da en sulu şakalaşmalara da ev sahipliği yapan İstiklal Caddesi 1 Mayıs&#8217;ta harap olmadı&#8230;</p>
<p>Hiçkimse zarar görmedi! Sağ görüşlüsü, sol görüşlüsü herkes ama herkes İstiklal Caddesinde, işçiyim diye bağırdı&#8230;</p>
<p>Düşünsenize, sadece &#8220;İşçi&#8221; olduğunu haykırıp, tek 1 gün bayramını anılarını yaşattığı Taksim Meydanı&#8217;nda yürümekti, halay çekmekti işçinin hayali&#8230;</p>
<p>Ben 23 yaşındayım&#8230;Doğduğumdan beri 1 Mayıs Taksim&#8217;de havaya gaz salınan bir günü ifade ediyordu benim için&#8230;</p>
<p>Mayıs&#8217;ta doğdum ben&#8230;21&#8242;inde. Ve ilk kez bir 1 Mayıs&#8217;ta doğduğum ülkede, yaşadığım topraklarda yaşayan insanlar birlikte hareket etti&#8230;</p>
<p><a href="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/1-MAYISSSSSSSSSSS.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-637" title="1 MAYISSSSSSSSSSS" src="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/1-MAYISSSSSSSSSSS-300x97.jpg" alt="" width="300" height="97" /></a></p>
<p>Erdoğan Aktaş dün twitter&#8217;da şöyle yazdı; &#8220;Türkiye&#8217;de sosyal, siyasal ve ekonomik tüm içtihatlar değişti ve değişiyor. 1 Mayıs bunun da göstergesi.&#8221;</p>
<p>Dünyanın değiştiği, ulusların yeniden biçimlendiği, ekonomilerin değişime ivme kazandırdığı belki de değişimin bir sonucu olarak yeni ekonomik düzenin yeni dünya düzenine entegre olduğu bir dönemde, Türkiye&#8217;de de bazı şeylerin değişiyor olması ne kadar güzel!&#8230;</p>
<p>Muhabirlerin gaz yemeyeceği, insanların dayak yemeyeceği, özgürce sokaklarda 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı diye bağırabileceğimiz nice 1 Mayıs&#8217;lara!</p>
<div><span style="font-family: 'Lucida Grande', sans-serif; line-height: 16px; font-size: 14px; color: #333333;"><span class="entry-content" style="padding: 0px; margin: 0px;"><br />
</span></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/gaz-maske-ve-1-mayis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yanardağ ve italya -2</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/yanardag-ve-italya-2/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/yanardag-ve-italya-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 22:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=627</guid>
		<description><![CDATA[ve istanbul&#8217;dayız&#8230;
Evet kesinlikle unutulmayacak macera dolu bir seyahatti!
Sözü uzatmadan kaldığım yerden anlatmayı sürdüreceğim&#8230;Carpi&#8217;deki Hotel Touring&#8217;den davetli olduğumuz global lojistik firmasının yetkilileriyle çıkış yaptık dün sabah erken saatlerde. Ve yolculuğumuz İtalya Ancona Limanı&#8217;na doğruydu. Ama öncesinde Bolonya Havalimanı&#8217;na uğrayıp şansımızı denemeye karar verdik.
Çünkü THY&#8217;nin İstanbul Ofisi&#8217;nden aldığımız hiçbir yanıt bizi tatmin etmedi. Evet hava sahası kapalıydı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ve istanbul&#8217;dayız&#8230;</p>
<p>Evet kesinlikle unutulmayacak macera dolu bir seyahatti!</p>
<p>Sözü uzatmadan kaldığım yerden anlatmayı sürdüreceğim&#8230;Carpi&#8217;deki Hotel Touring&#8217;den davetli olduğumuz global lojistik firmasının yetkilileriyle çıkış yaptık dün sabah erken saatlerde. Ve yolculuğumuz İtalya Ancona Limanı&#8217;na doğruydu. Ama öncesinde Bolonya Havalimanı&#8217;na uğrayıp şansımızı denemeye karar verdik.</p>
<p>Çünkü THY&#8217;nin İstanbul Ofisi&#8217;nden aldığımız hiçbir yanıt bizi tatmin etmedi. Evet hava sahası kapalıydı, evet tüm rezervasyonlar Perşembe&#8217;ye kadar doluydu ve gitmemize imkan yoktu.</p>
<p>Ama şansımızı denemeye kararlıydık! Öncelikle Astana Limanı&#8217;ndan kalkacak Ro&amp;Ro gemisinden 3 kamarayı rezervasyon yaptırarak kapattık. 15 saat sürecek maceralı yolculuğu da göze almıştık.</p>
<p>Saat 09 sıralarında yola çıktığımızda ilk durağımız Bolonya Havalimanı olacaktı. Carpi ile Bolonya Havalimanı yaklaşık 40 dakika mesafede. Ancak yolda trafik kazası olmuş ve allahım trafiği görmelisiniz&#8230;Uzayan TIR ve otomobil trafiği otobanda kontak kapattırdı.</p>
<p><a href="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/04/DSCN1051.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-633" title="DSCN1051" src="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/04/DSCN1051-300x173.jpg" alt="" width="300" height="173" /></a></p>
<p>Yanımızdan 4 ambulans bir o kadar da polis otomobili geçti ve 15 dakikalık bekleyişin ardından trafik açılmaya başladı&#8230;Kendimizi Bolonya Havalimanı&#8217;na attığımızda yaklaşık bir saat rötar yapmıştık.</p>
<p>Ekipten üç arkadaşımız havalimanındaki THY Ofisi&#8217;ne giderek  durumu netleştirmeye çalıştı. Yaklaşık yarım saat süren görüşmelerin ardından yüzlerinde &#8220;Zafer bizim&#8221; gülümsemesi hakimdi diyebilirim!</p>
<p>Yetkililer, THY&#8217;nin Roma&#8217;ya ek 4 sefer koyduğunu bizim de biletlerimizin hala iptal edilmediği için Roma&#8217;daki 4 seferden birine yetiştiğimizde uçağa binme konusunda sorun yaşamayacağımızı söylemişler. (İşin garip yanı şu ki aslında Yunanistan gemisinde yer ayırtınca biz uçak biletlerini iptal ettirdiğimizi sanıyorduk. Ama bu kargaşada iptal edilmemiş sanıyorum)</p>
<p>Bolonya Havalimanı&#8217;ndan Roma&#8217;ya 6 saat süren yolculuğa başladık&#8230;Gerçekten zorlu bir yolculuktu..İtalyan şoförümüz 6 saatlik yolculuğun 5 saatini hatta 5.5 saatini telefonla konuşarak geçirdi! Ve bizim içimizde kimse İtalyanca bilmiyordu dolayısıyla ne anlattı bilemiyoruz:)))</p>
<p>Yol boyunca iki kez mola verdik. İkincisini hayatım boyunca unutmayacağım! Bizim Kamil Koç tesislerini andıran bir tesis! Ama inanılmaz temiz tuvaletleri vardı hakikaten unutamam. Öğle yemeği olarak menüde pizza vardı! Ve herşeyden güzeli şirketin en üst düzey yetkilileri ile birlikte o pizzayı o kadar keyifle, o kadar içten yedik ki yol kenarında, gerçekten kolay kolay unutamam:)</p>
<p>6 saatlik yolculuğun ardından Roma Havalimanı&#8217;na vardık. THY kontuarının önünde uzuuuuun bir kuyruk vardı. Beni en çok şaşırtan şey turistlerin çokluğu oldu! Hatta söylenmeden edemedim, &#8220;Yarın evinize döneceğinizin garantisi yok, nedir bu İstanbul ve turizm sevdası!!!&#8221;. THY 4 sefer koymuş ancak THY kontuarında çalışanlar İtalyan ve biz hepsinin aynı sıradan olduğunu düşündük. Bekledik ve sıra bize geldiğinde yandaki kuyruğa geçmemiz gerektiğini, Bolonya Havalimanı&#8217;ndan gelenlerin orada beklediğini söyledi. Dumur vaziyette yan kuyruğa dahil olduk. Bir saatlik bekleyişin ardından biletlerimize ulaştık.</p>
<p><a href="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/04/DSCN1061.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-634" title="DSCN1061" src="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/04/DSCN1061-286x300.jpg" alt="" width="286" height="300" /></a></p>
<p>Zafer budur deyip koşarak güvenlikten geçtim ve uçağa bineceğimiz kapıya ulaştık. 19.00&#8242;daydı uçağımız ancak sarktı tabii! 20&#8242;yi geçiyordu uçağa bindiğimizde&#8230;</p>
<p>(Fotoğraftaki halim yorgunluğun en açık göstergesi olmalı&#8230;)</p>
<p>Roma-İstanbul arası iki saat sürdü&#8230;</p>
<p>Toplamda İtalya&#8217;dan dönüşümüz 10 saatlik zorlu bir yolculuğa dönüştü diyebilirim&#8230;</p>
<p>Ama evdeyim :)</p>
<p>Havalimanında uyumak durumunda kalanlara sabır diliyorum&#8230;</p>
<p>Bu arada uçakta yaşadığım maceraları yarın anlatacağım!</p>
<p>Uçaktaki Business/Economy sınıfı ayrımını kaldırınca ortaya gerçekten komik manzaralar çıktı!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/yanardag-ve-italya-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yanardağ ve italya &#8211; 1</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/yanardag-ve-italya-1/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/yanardag-ve-italya-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 13:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[barsan global lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[hotel touring]]></category>
		<category><![CDATA[italya carpi]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ patlaması]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ patlaması ile italya'da mahsur kalan gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan'dan karayolu ile türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=624</guid>
		<description><![CDATA[izlanda&#8217;daki yanardağ patlamasının mağduru olarak İtalya&#8217;dan bildiriyorum&#8230;
Çok çok ilginç bir dönemden geçiyoruz&#8230;Dünya 2008&#8242;deki krizin etkilerinden kurtulmaya çalışıyor, insanlar işsizlikle mücadele ediyor. Ekonomiler sallanıyor, sarsılıyor bazıları bu dönemi fırsata çevirmenin (!) yollarını arıyor&#8230;
Genel hatlarıyla, ülke ekonomilerinin dünya ekonomisiyle entegrasyonunu amaçlayan yani dünyanın tek bir pazarda bütünleşmesini savunan globalleşme kavramının pik yaptığı bir dönemi yaşıyoruz. Bazıları tek bir pazar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>izlanda&#8217;daki yanardağ patlamasının mağduru olarak İtalya&#8217;dan bildiriyorum&#8230;</em></p>
<p>Çok çok <strong>ilginç bir dönemden </strong>geçiyoruz&#8230;Dünya 2008&#8242;deki krizin etkilerinden kurtulmaya çalışıyor, insanlar işsizlikle mücadele ediyor. Ekonomiler sallanıyor, sarsılıyor bazıları bu dönemi fırsata çevirmenin (!) yollarını arıyor&#8230;</p>
<p>Genel hatlarıyla, ülke ekonomilerinin dünya ekonomisiyle entegrasyonunu amaçlayan yani dünyanın tek bir pazarda bütünleşmesini savunan globalleşme kavramının pik yaptığı bir dönemi yaşıyoruz. Bazıları tek bir pazar, herkes eşit çığırtkanlığı yaparken, sarsılan ekonomiler çaresiz bir savruluş yaşıyor aslına bakarsanız&#8230;</p>
<p>Peki ben bunları neden dertli dertli anlatıyorum&#8230;</p>
<p>İzlanda&#8217;daki yanardağ faciasının mağdurlarından biri oldum sanırım!</p>
<p><img class="alignnone" title="ucuşlar iptal" src="http://www.flightglobal.com/blogs/airline-business/all-flights-cancelled.jpg" alt="" width="315" height="265" /></p>
<p>16 Nisan&#8217;da Barsan Global Lojistik&#8217;in toplantısına katılmak için bir grup konuk gazeteci İtalya Bologna Havalimanı&#8217;na ayak bastık. Aksaklık yaşanmayan, rötar kabusu olmayan bir yolculuktu. Bologna Havalimanı&#8217;ndan yarım saat uzaklıkta &#8220;Şirin bir kasaba&#8221;ya benzettiğim Carpi&#8217;deki &#8220;Hotel Touring Carpi&#8221;ye yerleştik.</p>
<p>İlk günümüz toplantılarla geçti. İkinci gün ise Carpi&#8217;den iki saat süren bir otobüs yolculuğuyla Venedik&#8217;e geçtik.</p>
<p>İzlanda&#8217;daki yanardağ patlamasının etkilerini anlamaya çalışıyorduk. Sürekli THY&#8217;nin sitesinden kontrol etmeye çalıştığımız için uçuşları &#8220;Oh bizim uçuşumuzda bir aksaklık yok&#8221; moduna geçmiştik bile. Ancak durum öyle olmadı!</p>
<p>Venedik turunda ben kucağımda netbook bir elimde telefon sürekli olayın detaylarını öğrenmeye çalışıyordum. Gerçekten bir ara &#8220;Yeliz Venedik&#8217;tesin farkında mısın?&#8221; diye kendime telkinlerde bulundum&#8230;</p>
<p>Ekonomi Servisi&#8217;nden muhabir arkadaşımız Demet Cengiz Bilgin tam 4 gündür Londra&#8217;dan dönemiyordu. Bizim durumumuz da aynı olur mu şüphesine kapıldım.</p>
<p>&#8220;Ne var canım, İtalya&#8217;dasın, keyfini çıkar&#8221; sözlerini internette arkadaşlarımdan çok duydum! Ama inanın pek öyle keyfini çıkaracak bir halde değilim&#8230;</p>
<p>Gece BBC World haberlerine baktığımda havayolu şirketlerinin zararlarının henüz tahmin edilemeyecek kadar yüksek olduğunu söyledi spiker. Bu çok ciddi bir durum. &#8220;İşte globalleşme böyle birşey olmalı!&#8221; diye geçirdim aklımdan.</p>
<p>Bir doğal afet yaşanıyor ve tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Havayolu şirketlerinin ekonomisi sarsılıyor. Birçok iş toplantısı iptal oluyor. Uluslararası toplantılara gelen konuklar evlerine dönemiyor. Turistler paraları bittiği için havalimanında yatmak zorunda kalıyor ve daha bir sürü şey&#8230;</p>
<p>2012 gerçek mi oluyor bile dedim kendi kendime!</p>
<p>Venedik dönüşünde otel lobisindeki görevli ile konuşunca &#8220;Yarın dönebileceğinizden emin misiniz&#8221; sorusunu yöneltti bize. Biz tabii şaşkınlık içinde birbirimize bakıyoruz. Çünkü saat 19.00 civarıydı ve THY henüz Bologna-İstanbul seferini iptal ettiğini duyurmamıştı&#8230;</p>
<p>Bologna Havalimanı&#8217;nın internet sitesini açtığında duyuru ile sarsıldık &#8220;Pazartesi 20.00&#8242;ye kadar havalimanı kapalıdır!&#8221; Ardından THY&#8217;yi aradık. Bize bir yol gösteren Pazartesi&#8217;den sonraki uçaklarda yer var mı diye sorduk. THY&#8217;nin yanıtı ise oldukça etkileyici oldu.</p>
<p>&#8220;Perşembe günkü uçağa 9 kişilik yer yok, sizi yedek listesine koyalım!&#8221;</p>
<p>Yedek listesinde ne zaman sıra gelebilir?</p>
<p>Bilinmiyor&#8230;</p>
<p>Oyhhhh dedim kendi kendime&#8230;</p>
<p>Ardından akşam yemeğinde stratejiler geliştirilmeye başladı&#8230;Herkes ne yapabileceğimizi düşündü durdu. Barsan Global Lojistik ekibi tek kelimeyle şirket içi seferberlik başlattı. Çünkü vahim olan şu ki bir hafta boyunca burada da kalabiliriz ve sonuçta 9 kişi az değil ve bir şirketin misafiri olarak buradayız&#8230;</p>
<p>THY Roma Seferleri yapılıyormuş sanırım ancak orada da yer bulunamıyor.</p>
<p>Bir hafta belki daha fazla İtalya&#8217;da kalınır mı inanın bilemiyorum!</p>
<p>Ama lojistik şirketiyle gelmenin bir avantaj sanırım farklı alternatifleri düşünmeye başladık.</p>
<p>Carpi&#8217;ye 2 saat uzaklıktaki<strong> Astana Limanı&#8217;ndan Yunanistan&#8217;a TIR </strong>taşıyan (!) gemiler gidiyormuş. Gemiden 3 kamaraya rezervasyon yaptırdık. 3&#8242;er kişi kamaralarda yaklaşık 15 saat süren bir yolculukla Yunanistan&#8217;a gitmeyi planlıyoruz.</p>
<p>Yunanistan&#8217;dan da karayolu ile Türkiye&#8217;ye&#8230;</p>
<p><strong>Nasıl bir yolculuk olacak inanın bende bilmiyorum ama durum netleştikçe yazmaya devam edeceğim&#8230;</strong></p>
<p>Lütfen iyi niyetlerinizi esirgemeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/yanardag-ve-italya-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hayatın screenshot&#8217;ları&#8230;.</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/screenshot/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/screenshot/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 09:16:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=622</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah bir fotoğrafa ilişti gözüm, hergün tam karşımda duran bir fotoğrafa&#8230;
Uçsuz bucaksız bir denizin kıyısında sahile yansıyan iki gölge&#8230;Gölgeye bakınca ne kadar heybetli görünüyor iki insan! Ne kadar güçlü!
Oysa ne kadar çabuk heybetimizi yitiriyoruz, yoksa sadece fotoğraflara mı saklıyoruz en heybetli halimizi göstermeyi?
Gülümsemeyi, mutluluğu fotoğraf karelerine sığdırırken, sürüp giden bir video var aslında&#8230;
Evet yanılıyorum, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sabah bir fotoğrafa ilişti gözüm, hergün tam karşımda duran bir fotoğrafa&#8230;</p>
<p>Uçsuz bucaksız bir denizin kıyısında sahile yansıyan iki gölge&#8230;Gölgeye bakınca ne kadar heybetli görünüyor iki insan! Ne kadar güçlü!</p>
<p>Oysa ne kadar çabuk heybetimizi yitiriyoruz, yoksa sadece fotoğraflara mı saklıyoruz en heybetli halimizi göstermeyi?</p>
<p>Gülümsemeyi, mutluluğu fotoğraf karelerine sığdırırken, sürüp giden bir video var aslında&#8230;</p>
<p>Evet yanılıyorum, aslında onlar da gerçek fotoğraf kareleri değiller&#8230;</p>
<p>Hayatın birer screenshot&#8217;ları karşımda duran iki gölgenin bana yansıttığı&#8230;</p>
<p>Twitter ekseninde 140 karaktere sığdırırken düşünceleri, görüntüleri screenshot&#8217;lar arasında sunmaya çalışıyoruz aslında yaşama.</p>
<p>Ve hissediyorum,</p>
<p>şarkıda da söylediği gibi &#8220;Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?&#8221;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/screenshot/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalınayak ve hırpani Hindistan&#8217;ı dolaşan dilenci, dijital çağın teknoloji yıldızı &#8216;Steve Jobs&#8217;tı</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/stevejobs/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/stevejobs/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 09:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Computer]]></category>
		<category><![CDATA[Atari]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Dudman]]></category>
		<category><![CDATA[Oregon]]></category>
		<category><![CDATA[Pixar]]></category>
		<category><![CDATA[Reed Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[steve jobs]]></category>
		<category><![CDATA[steve jobs'ın öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Wozniak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[
SİYAH boyunlu kazak, yüksek belli jean ve spor ayakkabılarından vazgeçmiyor. Pixar&#8217;ın Disney&#8217;le birleşmesini, Ipod&#8217;u, MacBook&#8217;u, Iphone&#8217;u ve en son Ipad&#8217;i tanıtırken de aynı kıyafetlerle gazetecilerin karşısındaydı. 1974&#8242;te Himalayalar&#8217;da Hint dilencilerinin giydiği &#8216;lungi&#8217; ile Hint mistisizminin izini süren kişi, bugün &#8216;dijital çağın teknoloji yıldızı&#8217; olarak gösterilen Steve Jobs&#8217;tı.
34 yıl önce ailesinin evinin garajında Apple Computer&#8217;ı kuran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><img class="alignnone" title="steve jobs" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4007/9754007.jpg" alt="" width="266" height="266" /></div>
<div><strong>SİYAH </strong>boyunlu kazak, yüksek belli jean ve spor ayakkabılarından vazgeçmiyor. Pixar&#8217;ın Disney&#8217;le birleşmesini, Ipod&#8217;u, MacBook&#8217;u, Iphone&#8217;u ve en son Ipad&#8217;i tanıtırken de aynı kıyafetlerle gazetecilerin karşısındaydı. 1974&#8242;te Himalayalar&#8217;da Hint dilencilerinin giydiği &#8216;lungi&#8217; ile Hint mistisizminin izini süren kişi, bugün &#8216;dijital çağın teknoloji yıldızı&#8217; olarak gösterilen Steve Jobs&#8217;tı.</div>
<p>34 yıl önce ailesinin evinin garajında Apple Computer&#8217;ı kuran Steve Jobs, Apple fenomeni yaratmayı başarmış bir isim. &#8220;23 yaşımdayken bir milyon dolarlık servetim vardı. 24 yaşımda bu servet on milyon doları geçti. 25 yaşımda, yüz milyon doların üzerindeydi&#8221; diyecek kadar iddialı. Vazgeçilemeyen ipod, cepten düşürülmeyen iphone hatta günlerdir süren Ipad tartışmaları bir yana, Steve Jobs&#8217;ın tüm bu ürünlerin tanıtımında üzerindeki siyah kazağı, yüksek belli jean&#8217;i ve spor ayakkabılarıyla karşımıza çıkması aslında farklı bir hikayeyi barındırıyor. Steve Jobs, ne giydiğini önemsemeyen, üç katlı evinde halının üstünde yatmayı tercih eden, 19 yaşında Doğu felsefesinin izinde kendini dilenci kıyafetiyle Hindistan yollarında arayan bir hippi. Steve Jobs&#8217;ın en yakın dostlarından biri olan Dan Kottke onu şu sözlerle anlatıyor: <strong>&#8220;Sanırım Steve&#8217;in içinde hep bir huzursuzluk vardı; derinlerde bir yerde, Steve&#8217;i ortaya çıkıp kendini kanıtlamaya zorlayan bir güvensizlik vardı. Sanırım öksüz yetişmiş olmak, Steve&#8217;i çoğumuzun anlayamayacağı şekillerde yönlendiriyordu&#8221;. </strong></p>
<p><strong>Derslere gitmedi </strong></p>
<p><strong>yurtta kaldı</strong></p>
<p>Steve Jobs&#8217;ın, pek parlak olmayan eğitim hayatında, ailesini zorla ikna ederek başladığı özel Reed Koleji önemli yer tutuyor. &#8216;Oraya gitmezsem, hiçbir yere gitmeyeceğim&#8217; ısrarları karşısında Reed Koleji&#8217;ne başlasa da ilk sömestrde kötü notlarına paralel okulu bıraktı ve parasını geri aldı. Birkaç yıl önce başladığı marihuanayı bırakıp, doğu öğretilerine daldı. Reed Koleji&#8217;nden ise bir süre kopmadı. Boşalan yurt odalarında yaşayarak kampüste kaldı. Okulun dekanı Jack Dudman ile arkadaş olması ve dersleri bırakıp okulda yaşaması popülaritesini artırdı. Dudman o dönemlere ilişkin, &#8220;Hiç para ödemeden iyi bir eğitim alabileceğini fark edecek kadar kurnazdı&#8221; diyor.</p>
<p><strong>&#8216;Hırpani ama hippi&#8217;</strong></p>
<p>1974&#8242;te ailesinin evine geri döndüğünde dönemin ünlü şirketi Atari&#8217;nin elektronik teknisyeni ilanını gördüğünde şu olaylar yaşandı: &#8220;Şurada çok tuhaf biri var. Biz onu işe alana kadar buradan gitmeyeceğini söylüyor. Ya polisi çağıracağız ya da onu işe alacağız.&#8221; Jobs geldiğinde ise, üstü başı hırpaniydi ama tam bir hippiydi. Sadece geceleri gelmesi ve kimseyi rahatsız etmemesi karşılığında işe alındı. Günler sonra şefinin karşısına geçip &#8216;gurusunu görmek için Hindistan&#8217;a gitmesine izin verilmesini&#8217; istedi.</p>
<p><strong>Dilenci kılığı</strong></p>
<p>O dönemde şirket, Almanya&#8217;daki oyunlarıyla ilgili bir sorun yaşıyordu. Steve&#8217;in Doğu&#8217;ya giderken Almanya&#8217;daki sorunu çözmesi karşılığında izin verildi. Arkadaşı Don Kottke&#8217;yi ikna ederek Hindistan macerasına başladı. Almanya&#8217;ya uğradıktan sonra Hindistan&#8217;a ulaştığında yalınayak ve hırpaniydi. Ama o yerel takılmaktan daha fazlasını düşünüyordu. Bu yolculuğu dilenci olarak sürdürecekti. Tişörtünü ve kot pantolonunu vererek karşılığında Hintli dilencilerin giydiği, adına lungi denilen peştamaldan aldı ve sahip olduğu diğer herşeyi dağıttı.</p>
<p><strong>Oregon&#8217;daki elma bahçeleri</strong></p>
<p>Hindistan&#8217;dan döndükten sonra Atari&#8217;deki çalışma hayatını sürdürmeyen Steve Jobs, &#8216;Aynı hamurdaki&#8217; arkadaşı Steve Wozniak&#8217;ı ikna ederek Oregon&#8217;daki elma bahçelerinden esinlenip Apple Computer&#8217;ı kurdu. Ailesinin evinin garajında başlayan iş hayatındaki dönüm noktası ise bu garajda tasarladıkları Apple I&#8217;di.</p>
<div>
<div><strong>Yediği meyveler yüzünden</strong></div>
<div><strong>yıkanmaya gerek duymuyordu</strong></div>
<div>Apple Computer&#8217;ı kuran Steve Jobs, ekibe National Semiconductor&#8217;da yönetici olan Mike Scott&#8217;u da katmıştı. Ancak bir gün Scotty, şirketin önemli kararlarının verildiği otoparkta Jobs ile yürüyüşe çıktı. Scotty, Jobs&#8217;ın vücut kokusunu ona anlatmaya çalıştı. Çünkü Steve Jobs, Hint felsefesine bğalı olarak sadece meyve yiyordu ve yediği meyveler yüzünden yıkanmaması gerektiğine inanıyordu.</div>
<div><strong>25 yaşında serveti </strong></div>
<div><strong>yüz milyon dolar</strong></div>
<div>1980&#8242;de Apple&#8217;ın Teksas, İrlanda, Singapur ve California&#8217;daki tesislerinde çalışan sayısı önce 200&#8242;e sonra 600&#8242;e ardından bine çıkmıştı. Bir garajda Steve Wozniak&#8217;la tasarladıkları ilk Apple bilgisayarın etkisi tüm dünyada popülaritesini artırıyordu. Ancak Steve Jobs&#8217;un asıl istediği hayalindeki &#8216;Lisa&#8217; bilgisayarı yapabilmekti. Teknolojik olarak gelişmiş ancak ticari bir başarısızlık olarak gösterilen Apple Lisa ise Steve Jobs&#8217;ın Apple Computer&#8217;da işlerinin yolunda gitmediğine önemli bir işaretti. Buna karşın Steve Jobs, başarısından asla ödün vermiyordu ve o dönemde hissettiklerini şöyle ifade ediyordu: &#8220;23 yaşımdayken bir milyon dolarlık servetim vardı. 24 yaşımda bu servet on milyon doları geçti. 25 yaşımda, yüz milyon doların üzerindeydi.&#8221;</div>
<div><img class="alignnone" src="http://www.insidesocal.com/click/Steve_Jobs.jpg" alt="jobs2" width="486" height="432" /></div>
<div><strong>Sabah dörtte güne </strong></div>
<div><strong>başlayan çocuk</strong></div>
<div>STEVE Jobs dünyaya geldiğinde evlat edinme ABD&#8217;de çok yaygındı. O zamanlar tek ebeveynlik utanç verici bir durumdu. 24 Şubat 1955&#8242;te San Francisco&#8217;da dünyaya gelmesinden, yetişkinliğe ulaşıp ünlü olana kadar gerçek annesiyle ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. On yıl boyunca çocuk sahibi olmakla kıvranmış San Franciscolu bir çift olan Paul ve Clara Jobs&#8217;ın evlat edindiği Steve Jobs, güne sabah dörtte başlayan, prize metal saç tokası sokmaktan çekinmeyen yaramaz bir çocuktu.</div>
<div><strong>5 dolar öğrenme </strong></div>
<div><strong>tutkusu başlattı</strong></div>
<div>ON yaşına geldiğinde Steve&#8217;in elektroniğe ilgisi arttı. Dördüncü sınıfa geldiğinde &#8216;Hayatımdaki azizelerden biri&#8217; olarak tanımladığı &#8216;Teddy Hill&#8217;in etkisi altına girdi. &#8216;Eğer bu ödev kitabını bitirirsen sana 5 dolar vereceğim&#8217; diyen öğretmeni içinde öğrenme tutkusunu başlattı. Eğitim hayatı çok uzun sürmese de bu, Steve&#8217;in hayatındaki önemli bir basamaktı.</div>
<div><strong>Başkalarından uzak </strong></div>
<div><strong>iki genç</strong></div>
<div>HENÜZ 13 yaşındayken tanıştığı Steve Wozniak, gelişmiş bilgisayarlar için kağıtlara devreler çiziyordu. Elektronik konusundaki bilgisiyle rakipsiz olduğunu hisseden Steve&#8217;in, &#8216;Woz&#8217; hakkında &#8216;Tanıştığım insanlar arasında elektronik konusunda benden daha fazla şey bilen ilk kişiydi&#8217; diye düşünmesi uzun sürmedi. Etraftakilerin deyimiyle Steve Jobs ve Steve Wozniak aynı hamurdan yapılmış gibiydiler. İkisi de yalnız, kendine dönük, başkalarından uzak gençlerdi. Aralarındaki beş yaş fark ise paylaştıkları tutkunun gölgesinde kalıyordu.</div>
<div><img class="alignnone" title="steve jobs and steve wozniak" src="http://antikewl.com/daily/wp-content/uploads/2007/12/stevejobs19751.jpg" alt="" width="450" height="335" /></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/stevejobs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook: Türkiye 3’üncü büyük pazarımız, çok kalabalık bir aile oluyoruz</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/facebook/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/facebook/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 09:43:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[facebook avrupa pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[internet teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[online reklam trendi]]></category>
		<category><![CDATA[Trevor Johnson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[
Mediacat Marketing Forum’a katılmak için Türkiye’ye gelen Facebook’un Stratejik Planlama Başkanı ve Baş Stratejisti Trevor Johnson, Türkiye’de 16 milyon aktif Facebook kullanıcısı olduğunu belirterek “Giderek çok kalabalık bir aile oluyoruz. Dünya genelinde her gün 900 bin yeni kullanıcı Facebook’a ekleniyor. Türkiye  büyük pazarımız” dedi.
En büyük ikinci Facebook pazarının İngiltere olduğunu ifade eden Johnson, “Avrupa pazarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="facebook" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/6765/9336765.jpg" alt="" width="247" height="247" /></p>
<p>Mediacat Marketing Forum’a katılmak için Türkiye’ye gelen Facebook’un Stratejik Planlama Başkanı ve Baş Stratejisti Trevor Johnson, Türkiye’de 16 milyon aktif Facebook kullanıcısı olduğunu belirterek “Giderek çok kalabalık bir aile oluyoruz. Dünya genelinde her gün 900 bin yeni kullanıcı Facebook’a ekleniyor. Türkiye <a name="aspx1"></a> büyük pazarımız” dedi.</p>
<p>En büyük ikinci Facebook pazarının İngiltere olduğunu ifade eden Johnson, “Avrupa pazarında 110 milyondan fazla aktif kullanıcımız var. İnsanlar yoğun şekilde Facebook’un parçası oluyor. Hergün Türkiye’de 7.5 milyon kişi düzenli olarak siteyi ziyaret ediyor. Bu gelişmeler de bize derin öngörüler sunuyor” dedi. Erişim bakımından Türkiye’nin çok genç bir nüfusa sahip olduğunu söyleyen Johnson, “Türkiye nüfusunun 19.3 milyonu 13 yaş ve altındaki gençleri kapsıyor. Dünya genelinde yaş ortalaması 45. Olgunlaşmış pazarlardan edindiğimiz deneyimleri Türkiye’de uygulamayı hedefliyoruz” diye konuştu.<br />
<strong>1.6 milyar chat mesajı</strong><br />
İnsanların reklamcılık konusundaki düşüncelerini de değiştirmek istediklerini söyleyen Trevor Johnson, platformlar üzerinde pazarlamacıları farklı düşüncelere yönelterek yeni olgularla müşterilerin karşısına çıktıklarını aktardı. Johnson, dünyada 300 milyon aktif kullanıcısı olan Facebook’ta günde 1.6 milyar chat mesajı gönderildiğine de dikkat çekerek, “Bunun için hiçbir pazarlama yatırımı yapılmadı. Hiçbir ‘know how’ bilgisi için <a name="aspx1"></a> ödenmedi” dedi. Patronu Mark Zuckenberg’in 24 yaşında olduğunu vurgulayan Johnson, “Kendisi online pazarlama alanında yürütülen stratejileri kökünden değiştirmek için bu işe girişti ve pazar tamamen değişti. Değişimleri Facebook platformu üzerinden sürdüreceğiz” diye konuştu.<br />
<strong>Dijital kimlik platformu</strong><br />
Facebook’un aslında bir web sitesinden çok daha fazlasına sahip olduğunu söyleyen Trevor Johnson, “Facebook dijital bir kimlik platformu. Facebok’a girince toplumsal bir profil çiziyorsunuz, markalarla iletişim kuruyorsunuz. Özellikle <a name="aspx1"></a> markaların çok yarar sağladığı bir platform. Web üzerinde, mobil telefonlar üzerinde, oyun konsollarımızda her yerde sosyalleşmek, insanlarla konuşmak istiyoruz” ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>En büyük başarımız müşteriyle entegrasyon</strong></p>
<p>FACEBOOK Stratejik Planlama Başkanı Trevor Johnson, Facebook’un bir teknoloji şirketi olduğunu belirtirken, uygulama yaratmadıklarını, içerik ve uygulamalar üzerinde çalıştıklarını söyledi. İçerik ve uygulamaların da müşteriler tarafından oluşturulduğunu anlatan Johnson, “Müşteriler etkileşimi, bu sürecin bir parçası olma edinimini birbirlerini yüreklendirerek sağlıyor. Tüketici, markayla korkunç bir entegrasyon sürecine giriyor. Facebook’un belki de <a name="aspx1"></a> büyük başarısı bu” diye konuştu.</p>
<p><strong>Uzun vadeli yatırım</strong></p>
<p><strong>MARKA</strong> ve tüketici arasındaki etkileşimi sağlayabilmek <a name="aspx1"></a> şirketlerin uzun vadeli yatırım yapması gerektiğini söyleyen Trevor Johnson, sözlerini şöyle sürdürdü: “Pazarlamacıların burada büyük sorunları var. Bu oyunun işleyişini değiştirmeliyiz. Oysa uzun vadeli yatırım gerekiyor. Afişleri alıp mesajı koymakla bitmiyor. İnsanlarla günlük diyalog, iletişim kurmalısınız.”</p>
<p><strong>Her gün 6 milyar dakika Facebook’ta harcanıyor</strong></p>
<p>*Facebook, dünyanın en büyük ikinci internet sitesi. En çok insana ulaşan sosyal iletişim ağları içinde en etkini.<br />
*200 milyar üzerinde aylık sayfa gösterimi gerçekleşiyor.<br />
*1 milyon aktif kullanıcı ile 250 platformda uygulamalar yapılıyor.<br />
*25 bin internet sitesinde Facebook Connect eklentisi var.<br />
*300 milyon aktif kullanıcının yüzde 50’si günlük ziyaretçi.<br />
*Saniyede 1.4 milyon fotoğraf sunuluyor.<br />
*Günde 1.6 milyar anlık mesaj (chat) yazılıyor.<br />
*Günde 100 milyon arama sorgusu.<br />
*Her gün 6 milyar dakika Facebook’ta harcanıyor.<br />
*Her hafta 2 milyar adet içerik yükleniyor.</p>
<p><strong>Oyunun kuralları değişti</strong></p>
<p><strong>TREVOR </strong>Johnson, yazının icadından internet teknolojilerine gelen sürecin aşamalı bir dönüşüm olduğunu söyledi. İnternetle oyunun kurallarının değiştiğini vurgulayan Johnson, “Büyük miktarlarda bilgiye insanlar daha rahat şekilde erişebiliyorlar. Mesajlardan öte müşteriler önemli. Mesajlar anlatmak istediklerini müşterilere anlatma garantisini vermezler; çünkü mesajın müşterideki algısı farklı. Facebook reklamcılığı farklı bir online reklam trendi oluşturdu. Farklı zihin yapısıyla bunu yürütüyoruz” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/facebook/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bundan sonra&#8230;</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/bundan-sonra/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/bundan-sonra/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 09:31:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Boyner]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[H2O Plus]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Trevor Johnson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=611</guid>
		<description><![CDATA[Aslında gazetede yayınlanan röportajlarımı, haberlerimi blog&#8217;umda yayınlamak çok tercih ettiğim bir yöntem değil. Ancak hafta sonu Boyner Mağazaları&#8217;nın cilt bakımım arkası H2O Plus&#8217;ın Türkiye&#8217;ye gelişine ilişkin düzenlediği lansmanda şunu farkettim. Boyner Mağazaları Kozmetik Kategori Müdürü Mert Sağdam ile röportajımızın ardından &#8217;sosyal medya&#8217; üzerine konuşmaya başladık. Facebook&#8217;un Türkiye&#8217;yi üçüncü büyük pazarı olarak konumlandırmasıyla ilgili bir haberden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında gazetede yayınlanan röportajlarımı, haberlerimi blog&#8217;umda yayınlamak çok tercih ettiğim bir yöntem değil. Ancak hafta sonu Boyner Mağazaları&#8217;nın cilt bakımım arkası H2O Plus&#8217;ın Türkiye&#8217;ye gelişine ilişkin düzenlediği lansmanda şunu farkettim. Boyner Mağazaları Kozmetik Kategori Müdürü Mert Sağdam ile röportajımızın ardından &#8217;sosyal medya&#8217; üzerine konuşmaya başladık. Facebook&#8217;un Türkiye&#8217;yi üçüncü büyük pazarı olarak konumlandırmasıyla ilgili bir haberden bahsetti, gayri ihtiyari &#8216;Aaa o röportajı ben yapmıştım&#8217; dedim:) Haberi Medicat Marketing Forum&#8217;a katılmak üzere Türkiye&#8217;ye gelen Facebook&#8217;un Baş Stratejisti Trevor Johnson ile yaptığım görüşmenin sonunda hazırlamıştım ve gazetede yayınlanmıştı:)</p>
<p>Bunun üzerine şöyle bir karar aldım, bundan sonra gazetede yayınlanan haberlerimin tamamını değil ama en azından benim için ilgi çekici olanları burada da paylaşacağım</p>
<p>:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/bundan-sonra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sosyal medya derken?</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/sosyal-medya-derken/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/sosyal-medya-derken/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 10:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=605</guid>
		<description><![CDATA[İnternetin hayatımıza girmesiyle çeşitlilik göstermeye başlayan &#8216;yeni iletişim ortamları&#8217; şu sıra hepimizin en gözde tartışma konusu&#8230;Twitter&#8217;da durum bildirip, Facebook&#8217;da detaylandırıyoruz, Friendfeed&#8217;de yorumlar arasında kayboluyoruz.

Bugün Social News Turkey sitesinde okuduğum şu haber ve dün yaşadıklarım bu yazıyı yazmaya itti beni:)
Özetle yer alan habere göre, 5 gazeteci bir eve kapatılacak dış dünyayı sadece sosyal paylaşım siteleri (twitter, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternetin hayatımıza girmesiyle çeşitlilik göstermeye başlayan &#8216;yeni iletişim ortamları&#8217; şu sıra hepimizin en gözde tartışma konusu&#8230;Twitter&#8217;da durum bildirip, Facebook&#8217;da detaylandırıyoruz, Friendfeed&#8217;de yorumlar arasında kayboluyoruz.</p>
<p><img style="border: 0px initial initial;" title="sosyal medya" src="http://www.marketallica.com/wp-content/uploads/2008/11/1104709726_7f7df8e785_o.jpg" alt="" width="430" height="307" /></p>
<p>Bugün Social News Turkey sitesinde okuduğum <a title="şu" href="http://www.socialnewsturkey.com/2010/01/24/yeni-medyanin-cetin-sinavi/">şu </a>haber ve dün yaşadıklarım bu yazıyı yazmaya itti beni:)</p>
<p>Özetle yer alan habere göre, 5 gazeteci bir eve kapatılacak dış dünyayı sadece sosyal paylaşım siteleri (twitter, facebook..) ve bloglar aracılığıyla takip edecek. Televizyon izleyip gazete okumaları, internette gezmeleri de aynı şekilde yasak&#8230;</p>
<p>Peki bu deney nasıl bir sonuca varır?</p>
<p>Bence deneyde mantık hatası var. Bir kere gazeteciyi eve kapatabilirsin, sadece twitter veya facebook üzerinden ortamlarda hareketlenmesini sağlayabilirsin ama internette gezinmesini nasıl yasaklayabilirsin. Gazeteci dediğin gider, facebook&#8217;ta arkadaşına mesajı atar merak ettiği konuyu aynen öğrenir! Bunu da geçtim twitter&#8217;daki birçok paylaşım zaten linklerle yapılıyor doğal olarak her türlü internette gezinir.</p>
<p>Öyle değil mi? Bunlar bence gazeteciliğin ne olduğunu bilmiyor:)</p>
<p>Deneyi takip edeceğim detayları paylaşacağım. Peki ben ne anlatacağım?</p>
<p>Dün kar İstanbul&#8217;da hayatı durma noktasına getirdi. Vahap Bey, Hayri abi, Ali abi ve ben gazetedeydik. Esra Abla ile Aslan Gaziosmanpaşa&#8217;da devrilen TIR sebebiyle ulaşamadan gazeteye. evlerine geri döndüler.</p>
<p><a title="Vahap Munyar" href="http://">Vahap Bey</a> sordu, &#8220;Bu karda internetten alışveriş durumu nedir acaba?&#8221; diye ve ben de araştırmaya başladım. Önce <a title="Migros Sanal Market" href="http://www.kangurum.com.tr">Migros Sanal Market</a>&#8216;e ulaştım. Onlar anında anlattıklarımı yetkili kişiye ilettiler ve iki saat içinde istediğim dün bilgileri bana yollayacaklarını söylediler. Ardından aklıma <a title="Yemeksepeti" href="www.yemeksepeti.com">Yemeksepeti.com</a> geldi  internet sitesindeki telefondan arayarak durumu Müşteri Hizmetleri Yetkilisi Ebru Hanım&#8217;a anlattım. Güzelce dinledi, not aldı, <strong>&#8216;Size en geç Pazartesi yanıt vermiş olacağız&#8217; </strong>dedi. Ben muhabir olduğumu, haber hazırladığımı tekrar ettim. Ama Pazar günü çok az kişi çalıştıklarını, ilgili kişilere mail attığını geri dönüş yapılması için elinden geleni yapılacağını söyledi&#8230;(İnternette doğan, büyüyen bir şirketin internetten bu kadar uzak olup üç gün içinde yanıt verebileceği fikri kesinlikle tatmin etmedi beni)</p>
<p>Ben de içimde kalacağını bildiğim için, kendisine yaptığımız işi anlattım. Haberin aciliyetini, kısa zamanda hazırlanmasının önemini&#8230;</p>
<p>Ama pek etkili olmadı:)</p>
<p>Ardından internette Yemeksepeti.com Genel Müdürü Nevzat Aydın&#8217;ı aramaya başladım. Veee <a title="friendfeed" href="friendfeed.com/nevzataydin">Friendfeed</a>&#8216;de buldum! Anında mesaj atarak durumu anlattım. Arkasından da Twitter&#8217;da kendisine ulaşmaya çalıştığımı twit&#8217;ledim. Sağolsun PCnet yazı işleri müdürü <a title="Erdal Kaplanseren" href="http://www.kaplanseren.com/">Erdal Kaplanseren</a> ulaşamadıysan yardımcı olabilirim diye twit&#8217;ledi!</p>
<p>Ve buna gerek kalmadan, benim friendfeed mesajımdan yarım saat sonra Nevzat Aydın&#8217;dan yanıt geldi. 10 dakika sonra da telefonla konuşuyorduk!</p>
<p>Konuştuk, haberimizi hazırladık.  Çok da güzel oldu&#8230;</p>
<p>Nevzat Aydın&#8217;la birlikte <strong>sosyal medyanın gücünü</strong> konuşmadan geçmedik tabii&#8230;</p>
<p>Haber de güzel oldu, bugünkü gazetede yarım sayfa yer buldu kendine. <a title="kar marmara'yı eve kapattı" href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13568705.asp?gid=254" target="_blank">Buradan </a>okuyabilirsiniz:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/sosyal-medya-derken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
