<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fikirlerin Hürriyeti &#187; FOTOĞRAF</title>
	<atom:link href="http://fikirlerinhurriyeti.com/category/fotograf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fikirlerinhurriyeti.com</link>
	<description>Herkes İçin Hürriyet!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jul 2010 10:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>artık anlatmalıyım&#8230;./toronto</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/artik-anlatmaliyim-toronto/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/artik-anlatmaliyim-toronto/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 11:06:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[uzun uzun süren seyahatlerin ardından yeniden topraklardayım&#8230;
Ne kadar yoğun geçti bu kış! Ama hayatımın en unutulmayacak seyahatlerinden biriydi son gittiğim&#8230; Kanada&#8217;daki G-20 zirvesi öncesinde Kanada Hükümeti&#8217;nin davetlisi olarak Türkiye&#8217;yi temsilen G-20 International Media Visit&#8217;e (G/20 Uluslararası Medya Ziyareti) katıldım.
Ziyaret öncesi de ayrı bir maceraydı aslında! Müdürüm Vahap Munyar ve yardımcısı Hayri Çetinkaya Kanada ziyaretini ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>uzun uzun süren seyahatlerin ardından yeniden topraklardayım&#8230;</p>
<p>Ne kadar yoğun geçti bu kış! Ama hayatımın en unutulmayacak seyahatlerinden biriydi son gittiğim&#8230; Kanada&#8217;daki G-20 zirvesi öncesinde Kanada Hükümeti&#8217;nin davetlisi olarak Türkiye&#8217;yi temsilen G-20 International Media Visit&#8217;e (G/20 Uluslararası Medya Ziyareti) katıldım.</p>
<p>Ziyaret öncesi de ayrı bir maceraydı aslında! Müdürüm Vahap Munyar ve yardımcısı Hayri Çetinkaya Kanada ziyaretini ilk söylediklerinde &#8220;Neeee 11 gün mü! Yapmayın okulum var benim, gitmeyeyim&#8221; diye tepkiler verdim evet:) Ama Vahap Bey&#8217;den gelen &#8220;Kızım bunu bir eğitim gibi düşün&#8221; önerisi her zamanki gibi ani tepki verdiğimi doğruluyordu. Evet böyle bir şansı nasıl kaçırabilirdim ki!</p>
<p>Tabii Vahap Bey&#8217;den Kanada onayının çıkması Kanada gezisine katılabilmem için yeterli değildi. Çünkü Kanada Büyükelçiliği diğer gazetelerden de adaylar belirlemişti. Bir gün sonra Salı sabahı telefonum çaldı. Okula gitmek üzere hazırlanıyordum. Kanada Büyükelçiliği&#8217;nden Övül Hanım arayarak Büyükelçilik yetkililerinin telefonla görüşmek istediğini söyledi. Yaklaşık 20 dakika süren İngilizce bir mülakat gerçekleştirdik. Pek kolay oldu diyemem spontane gelişti ve az da olsa heyecanlandım. Ki öncesinde Büyükelçiliğe CV&#8217;imi ve bu ziyarete neden katılabileceğimi anlatan bir mektubu kendilerine iletmiştim.</p>
<p>Aynı gün akşamüstü yine Övül Hanım arayarak bu kez büyükelçilik yetkililerinin &#8220;Tebrik&#8221; etmek istediğini söyledi! Evet Kanada&#8217;ya gidiyordum bu durumda. Ondan sonrasında 15&#8242;ine kadar pek birşey olmadı. O kadar hızlı değişiyor ki Ekonomi&#8217;de zaman. Gidene kadar hiçbir şey olmamış gibi çalıştım.</p>
<p>Ama program elime ulaştığında heyecanlanmadım desem yalan olur. Bir kere Kanada Hükümeti, G 20 ülkelerini temsilen gelecek tüm gazetecilerin listesini bir word dökümanı haline getirmiş. Birbirimizi önceden tanıyabilmemiz için CV&#8217;lerimizi, fotoğraflarımızı ve çalıştığımız kurumları bu dosyaya taşımıştı. Mesela Çin&#8217;deki Youth China gazetesinden gelecek Kunju&#8217;nun CV&#8217;si beni çok etkilemişti.</p>
<p>***</p>
<p>10 günlük dolu dolu hazırlanmış bir programdı. Neler yapmadık ki?</p>
<p>G-20 ülkelerini temsilen (İngiltere hariç/seçimler nedeniyle katılamadı) Kanada&#8217;ya gelen gazeteciler olarak Toronto Havalimanı&#8217;ndan Sheraton City Toronto&#8217;ya 15 Mayıs günü kendi imkanlarımızla ulaştık. Ben havalimanından taksiye binmeyi tercih ettim:)</p>
<p>İlk başta pek sevdim diyemem Toronto&#8217;yu&#8230;11 saatlik uçak yolculuğu ile yorulmuş, Türkiye ile aradaki 7 saatlik fark az da olsa sarsmıştı beni. Ama internetteki tavsiyeleri dinleyerek bir gün önceden uyumamış, uçakta uyumayı tercih etmiştim.</p>
<p>İlk gün kendi başıma geçti diyebilirim. Sheraton Toronto çooook büyük içinde Alışveriş Merkezleri (!), uzuuun yürüyen merdivenlerin olduğu farklı bir iş oteliydi. Mesela içeri homeless&#8217;lar da girebiliyor ve bir otel yetkilisi farkedene kadar sizinle birlikte Business Center&#8217;da takılabiliyordu:) (Evet bunu gördüm!)</p>
<p>31&#8242;inci katta Toronto&#8217;nun uzun binaları manzaralı bir odada kaldım 6 gün boyunca. Çünkü gezinin sadece 5 günü Toronto&#8217;ya (ve ottowa&#8217;ya ayrılmıştı ama ottowa&#8217;ya günübirlik uçakla gidip toronto&#8217;ya dönüyorduk) ayrılmıştı. Kalan 5 günü ise G-8 zirvesinin yapılacağı benim gönlümde bir efsane yerini alan Muskoka Bölgesi&#8217;nde geçirecektik.</p>
<p>15&#8242;indeki Toronto maceram kendi başıma şöle bir oteli ve otelin etrafını dolaşarak geçti. Ertesi sabah ise 06&#8242;da başlayan kahvaltılar dizisine adım attık. 06&#8242;da Sheraton&#8217;ın Lounge&#8217;ında bizi eşi bir dönem Kanada&#8217;nın Türkiye Büyükelçisi olan Sylvie Gauvin ve Jennifer Pelley karşıladı. Jet-lag herkesi esir almıştı diyebilirim. Güney Kore&#8217;den gelen iki arkadaşımız odalarına gönderilen otel görevlilerinin kapıları yumruklamasıyla uyandı diye efsaneler dolaşıyordu :D</p>
<p>Toronto&#8217;nun dört bir yanında sürecek ziyaretlerimiz başladı peşi sıra! Niagara Şelaleri&#8217;ne adımımıız attığımızda hepimizin ortak tepkisi &#8220;Wowwwwwwww&#8221; olmuştu&#8230; Gerçekten herkesi sırılsıklam eden keyifli bir ziyaret oldu.</p>
<p><a href="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/100_64421.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-642" title="100_6442" src="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/100_64421-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun tabii ben biraz programdan bahsedeceğim:)</p>
<p>10 gün boyunca Kanada Başbakanı dahil, ne kadar bakan, belediye başkanı varsa gördük diyebilirim!</p>
<p>Bu ilk yazı olduğu için Toronto ve Ottowa&#8217;ya dair birşeylerden bahsedeceğim. İkinci yazıda Muskoka&#8217;ya geçeriz:)</p>
<p>Toronto çok değil ama kalabalık bir şehir. Niagara Şelaleleri gibi harika mekanlara yaklaşık 1/2 saat uzaklıkta, bankacılık sektörünün kalbinin attığı, insanların genelde yüzlerinin güldüğü, şehrin en fazla trafiğinin yer aldığı sevimli değil ama adapte olması zor olmayan bir yer. İstanbul&#8217;da yaşayanlar için hele çok kolay diyebilirim.</p>
<p>Kaldığımız otel şehrin merkezindeydi. Yürüme fırsatı bulduğum zamanlar oldu. Genelde böyle zamanlarda tek başıma turlamayı seviyorum bu kez de öyle yaptım. Otelden çıkarak yaklaşık 5 saat boyunca durmadan yürüdüm ve çok keyif aldım. Bir kere cafe/bar/otel/ neresi olursa olsun sigara içmeniz imkansız!!! bizdeki gibi kapalı alanda sigara içilmez yasasını ihlal etmeniz olası değil mahvederler adamı :) Ayrıca birçok cafe&#8217;nin bahçesinde de içilmiyor içmek isteyenleri cafenin açık alanının da dışına gönderiyorlar. Süper bir uygulama takdir ettim. Ki zaten sigaraya savaş açmış bir ülke, en ucuz paket neredeyse 9 dolar!</p>
<p>Gerçi genel olarak ucuz bir şehir diyemeyeceğim sizlere. Gezmesi, görmesi eğlenceli orası ayrı. Tim Hartons Kanadalı bir kahve zinciri. Starbucks&#8217;ta var elbete ama fiyatlar Tim Hartons&#8217;ta Starbucks&#8217;ın yarı fiyatı ve lezzetli. Şehirdeki restoranlar ve cafeler tatlı olayını bitirmişler. Tatlı seven biriyseniz, çıldırabilirsiniz bu kadar güzel kek, pasta ve kurabiyelerin olduğu yerlerde! Ben kendimi zor tuttum&#8230;</p>
<p>Hizmet sektörü Avrupalı şehirlerdeki gibi değil. Amerika havasını aldığınız bir yer evet ama, hizmet sektörü çok gelişmiş. Özellikle garsonlar arasında kadın hakimiyeti var ve genelde güler yüzlü insanlar çalışıyor. Yemeğiniz geldiğinde ilk tadımı yapana kadar etrafınızda olan garson, tadımınızın ardından beğenip beğenmediğinizi güler yüzlü bir halde soruyor, bittiğinde yine soruyor ara ara gelip &#8220;herşey yolunda mı?, sizin için yapabileceğim bir şey var mı&#8221; gibi yine sorular sorulabiliyor. Ve Türkiye&#8217;deki kebapçılarda rahatsız edici olan bu uygulama oradaki garsonların davranışlarıyla pek de rahatsız edici gelmedi bana&#8230;</p>
<p>Eaton Center, Toronto&#8217;nun en büyük alışveriş merkezlerinden biri. Gerçekten çok büyük:) Bütün markaların mağazaları yer alıyor diyebilirim. Guess Türkiye&#8217;deki gibi pahalı değil aksine Tr&#8217;deki fiyatların yarısı neredeyse. Abercrombie de ben hafta sonu gitmiştim içerisi bomboştu! Londra&#8217;da mağazanın önündeki uzuuuuuuun kuyruğu görünce şaşırmıştım burada pek uğramıyorlar insanlar içeri anladığım kadarıyla (!) Bizde mağazası olsa nasıl olur inanın bilemiyorum:)</p>
<p>Kanada deyince aklınıza gelen yeşiiiiiiil alanlar, doğa harikaları Toronto&#8217;da pek yok. Toronto daha çok binaların yer aldığı, iş şehri. Ama yemek, alışveriş ve şehir havası almak için ideal.</p>
<p>National art Gallery en bilinen sanat müzesi. Sanatla pek aram olmadığı için uzun uzun anlatamıyorum ama Çin Mahallesi&#8217;ne yürüyerek 10 dakika uzaklıkta:)</p>
<p>Çin Mahallesi demişken(!) Toronto&#8217;da 5 tane Çin, 3 tane Hint Mahallesi varmış:) Hangisi diye sormayın en büyüğü diyebilirim bu galeriye yakın olan mahalle:)</p>
<p>Toronto&#8217;daki günlerimiz daha çok bakanlar, belediye başkanları ve G-20 öncesi ziyaretler ile geçti. Hissettiklerim;</p>
<p>Türkiye değil ama İstanbul deyince gözleri büyüyor burada yaşayanların ve genelde &#8220;wow ne kadar şanslısın&#8221; cümlesini duyuyorsunuz. İstanbul&#8217;a hayranlık hat safhada! Türkiye için pek yorum yapmıyorlar:)</p>
<p>İstanbul sevgisi hoşuma gitti açıkçası. Bana bu kadar soğuk gelen şehir, Kanadalıları çok heyecanlandırıyor. Galiba İstanbul&#8217;un kıymetini bilmiyorsun Yeliz(!) :)</p>
<p>***</p>
<p>şimdilik bu kadar, vakit bulunca İtalyalı gazeteci arkadaşım Viviyana&#8217;nın &#8220;Başbakan Erdoğan hakkında düşündüklerim&#8221; ve &#8220;Deniz Baykal&#8221; skandalına dair sorularını paylaşacağım. Bir de Hindistandan gelen gazetecinin &#8220;Sizin Türkiye&#8217;deki yerel kıyafetiniz ne? Burka mı?&#8221; sorusu karşısında yaşadıklarımı&#8230;</p>
<p>:)</p>
<p>devam edeceğim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/artik-anlatmaliyim-toronto/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gaz, maske ve 1 mayıs</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/gaz-maske-ve-1-mayis/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/gaz-maske-ve-1-mayis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 09:09:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[O yılları yaşayanlar çok çok daha iyi biliyorlar 1 Mayıs&#8217;ın önemini eminim. Ama ben biraz başka şeyler söyleyeceğim Taksim ve 1 Mayıs&#8217;a dair&#8230;
16 yaşında Hürriyet&#8217;te çalışmaya başladıktan sonra 1 Mayıs&#8217;ın anlam ve önemini daha iyi anladım diyebilirim. Benim için 1 Mayıs İstihbarat&#8217;ta geçirdiğim süre içinde gaz maskeleriyle Taksim&#8217;de zırhını kuşanan muhabirler ve Kadıköy&#8217;de rutin &#8216;kutlama&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O yılları yaşayanlar çok çok daha iyi biliyorlar 1 Mayıs&#8217;ın önemini eminim. Ama ben biraz başka şeyler söyleyeceğim Taksim ve 1 Mayıs&#8217;a dair&#8230;</p>
<p>16 yaşında Hürriyet&#8217;te çalışmaya başladıktan sonra 1 Mayıs&#8217;ın anlam ve önemini daha iyi anladım diyebilirim. Benim için 1 Mayıs İstihbarat&#8217;ta geçirdiğim süre içinde gaz maskeleriyle Taksim&#8217;de zırhını kuşanan muhabirler ve Kadıköy&#8217;de rutin &#8216;kutlama&#8217; adındaki törenleri takip eden muhabirlerden oluşuyordu.</p>
<p>Merak edenler için anlatayım. İlk başladığım yıllarda olmasa da sonraki yıllarda ben de 1 Mayıs kutlamalarında muhabir olarak görev aldım. Ancak Taksim&#8217;de değil, Kadıköy&#8217;de&#8230;Taksim&#8217;e çıkan muhabirler daha çok ağabeylerimiz, foto muhabirlerimizdi. Her 1 Mayıs öncesi gaz maskeleri dağıtılır, muhabirler için müdürümüz Celal Korkut kumanyalar hazırlatır ve Taksim&#8217;de kutlanmasına izin verilmeyen &#8220;Emek ve Dayanışma Günü&#8221; eylemlerine tam kıta hazır olurdu İstihbarat Servisi&#8230;</p>
<p>Özetle benim için 1 Mayıs, Kadıköy&#8217;de halay çeken bin iki bin kişilik sendika grupları ve Taksim&#8217;deki protestolarda gaz yiyen muhabirlerimizin halleriydi&#8230;</p>
<p>Herkes sersemleşiyordu 1 Mayıs&#8217;ın ertesi gününde&#8230;</p>
<p>Dayak yiyenler, gözaltına alınanlar&#8230;</p>
<p>Peki niye Taksim kapalıydı&#8230;Durum belli bu zamandan 32 yıl önce yapılan bir provakasyon, yaşamını yitiren can&#8217;lar ve zihniyet&#8230;</p>
<p>Dün Taksim&#8217;de 1 Mayıs kutlamalarını artık Ekonomi Servisi&#8217;nde çalıştığım için sahadan değil plazadan takip etmek durumundaydım. Gerçi bizler de finans muhabirimiz Esra Sahici, Hülya Güler, editörümüz Nilgün Karataşla hatta ilerleyen saatlerde ekip olarak 1 Mayıs marşını söyleyip, bayramlaştık&#8230;</p>
<p>İlk kez İstihbarat Muhabirleri 1 Mayıs&#8217;ta gaz yemediler!</p>
<p>Sevgililerin buluşma noktası olan, en politik tartışmalara da en sulu şakalaşmalara da ev sahipliği yapan İstiklal Caddesi 1 Mayıs&#8217;ta harap olmadı&#8230;</p>
<p>Hiçkimse zarar görmedi! Sağ görüşlüsü, sol görüşlüsü herkes ama herkes İstiklal Caddesinde, işçiyim diye bağırdı&#8230;</p>
<p>Düşünsenize, sadece &#8220;İşçi&#8221; olduğunu haykırıp, tek 1 gün bayramını anılarını yaşattığı Taksim Meydanı&#8217;nda yürümekti, halay çekmekti işçinin hayali&#8230;</p>
<p>Ben 23 yaşındayım&#8230;Doğduğumdan beri 1 Mayıs Taksim&#8217;de havaya gaz salınan bir günü ifade ediyordu benim için&#8230;</p>
<p>Mayıs&#8217;ta doğdum ben&#8230;21&#8242;inde. Ve ilk kez bir 1 Mayıs&#8217;ta doğduğum ülkede, yaşadığım topraklarda yaşayan insanlar birlikte hareket etti&#8230;</p>
<p><a href="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/1-MAYISSSSSSSSSSS.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-637" title="1 MAYISSSSSSSSSSS" src="http://fikirlerinhurriyeti.com/wp-content/uploads/2010/05/1-MAYISSSSSSSSSSS-300x97.jpg" alt="" width="300" height="97" /></a></p>
<p>Erdoğan Aktaş dün twitter&#8217;da şöyle yazdı; &#8220;Türkiye&#8217;de sosyal, siyasal ve ekonomik tüm içtihatlar değişti ve değişiyor. 1 Mayıs bunun da göstergesi.&#8221;</p>
<p>Dünyanın değiştiği, ulusların yeniden biçimlendiği, ekonomilerin değişime ivme kazandırdığı belki de değişimin bir sonucu olarak yeni ekonomik düzenin yeni dünya düzenine entegre olduğu bir dönemde, Türkiye&#8217;de de bazı şeylerin değişiyor olması ne kadar güzel!&#8230;</p>
<p>Muhabirlerin gaz yemeyeceği, insanların dayak yemeyeceği, özgürce sokaklarda 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı diye bağırabileceğimiz nice 1 Mayıs&#8217;lara!</p>
<div><span style="font-family: 'Lucida Grande', sans-serif; line-height: 16px; font-size: 14px; color: #333333;"><span class="entry-content" style="padding: 0px; margin: 0px;"><br />
</span></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/gaz-maske-ve-1-mayis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalınayak ve hırpani Hindistan&#8217;ı dolaşan dilenci, dijital çağın teknoloji yıldızı &#8216;Steve Jobs&#8217;tı</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/stevejobs/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/stevejobs/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 09:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Computer]]></category>
		<category><![CDATA[Atari]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Dudman]]></category>
		<category><![CDATA[Oregon]]></category>
		<category><![CDATA[Pixar]]></category>
		<category><![CDATA[Reed Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[steve jobs]]></category>
		<category><![CDATA[steve jobs'ın öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Wozniak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[
SİYAH boyunlu kazak, yüksek belli jean ve spor ayakkabılarından vazgeçmiyor. Pixar&#8217;ın Disney&#8217;le birleşmesini, Ipod&#8217;u, MacBook&#8217;u, Iphone&#8217;u ve en son Ipad&#8217;i tanıtırken de aynı kıyafetlerle gazetecilerin karşısındaydı. 1974&#8242;te Himalayalar&#8217;da Hint dilencilerinin giydiği &#8216;lungi&#8217; ile Hint mistisizminin izini süren kişi, bugün &#8216;dijital çağın teknoloji yıldızı&#8217; olarak gösterilen Steve Jobs&#8217;tı.
34 yıl önce ailesinin evinin garajında Apple Computer&#8217;ı kuran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><img class="alignnone" title="steve jobs" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4007/9754007.jpg" alt="" width="266" height="266" /></div>
<div><strong>SİYAH </strong>boyunlu kazak, yüksek belli jean ve spor ayakkabılarından vazgeçmiyor. Pixar&#8217;ın Disney&#8217;le birleşmesini, Ipod&#8217;u, MacBook&#8217;u, Iphone&#8217;u ve en son Ipad&#8217;i tanıtırken de aynı kıyafetlerle gazetecilerin karşısındaydı. 1974&#8242;te Himalayalar&#8217;da Hint dilencilerinin giydiği &#8216;lungi&#8217; ile Hint mistisizminin izini süren kişi, bugün &#8216;dijital çağın teknoloji yıldızı&#8217; olarak gösterilen Steve Jobs&#8217;tı.</div>
<p>34 yıl önce ailesinin evinin garajında Apple Computer&#8217;ı kuran Steve Jobs, Apple fenomeni yaratmayı başarmış bir isim. &#8220;23 yaşımdayken bir milyon dolarlık servetim vardı. 24 yaşımda bu servet on milyon doları geçti. 25 yaşımda, yüz milyon doların üzerindeydi&#8221; diyecek kadar iddialı. Vazgeçilemeyen ipod, cepten düşürülmeyen iphone hatta günlerdir süren Ipad tartışmaları bir yana, Steve Jobs&#8217;ın tüm bu ürünlerin tanıtımında üzerindeki siyah kazağı, yüksek belli jean&#8217;i ve spor ayakkabılarıyla karşımıza çıkması aslında farklı bir hikayeyi barındırıyor. Steve Jobs, ne giydiğini önemsemeyen, üç katlı evinde halının üstünde yatmayı tercih eden, 19 yaşında Doğu felsefesinin izinde kendini dilenci kıyafetiyle Hindistan yollarında arayan bir hippi. Steve Jobs&#8217;ın en yakın dostlarından biri olan Dan Kottke onu şu sözlerle anlatıyor: <strong>&#8220;Sanırım Steve&#8217;in içinde hep bir huzursuzluk vardı; derinlerde bir yerde, Steve&#8217;i ortaya çıkıp kendini kanıtlamaya zorlayan bir güvensizlik vardı. Sanırım öksüz yetişmiş olmak, Steve&#8217;i çoğumuzun anlayamayacağı şekillerde yönlendiriyordu&#8221;. </strong></p>
<p><strong>Derslere gitmedi </strong></p>
<p><strong>yurtta kaldı</strong></p>
<p>Steve Jobs&#8217;ın, pek parlak olmayan eğitim hayatında, ailesini zorla ikna ederek başladığı özel Reed Koleji önemli yer tutuyor. &#8216;Oraya gitmezsem, hiçbir yere gitmeyeceğim&#8217; ısrarları karşısında Reed Koleji&#8217;ne başlasa da ilk sömestrde kötü notlarına paralel okulu bıraktı ve parasını geri aldı. Birkaç yıl önce başladığı marihuanayı bırakıp, doğu öğretilerine daldı. Reed Koleji&#8217;nden ise bir süre kopmadı. Boşalan yurt odalarında yaşayarak kampüste kaldı. Okulun dekanı Jack Dudman ile arkadaş olması ve dersleri bırakıp okulda yaşaması popülaritesini artırdı. Dudman o dönemlere ilişkin, &#8220;Hiç para ödemeden iyi bir eğitim alabileceğini fark edecek kadar kurnazdı&#8221; diyor.</p>
<p><strong>&#8216;Hırpani ama hippi&#8217;</strong></p>
<p>1974&#8242;te ailesinin evine geri döndüğünde dönemin ünlü şirketi Atari&#8217;nin elektronik teknisyeni ilanını gördüğünde şu olaylar yaşandı: &#8220;Şurada çok tuhaf biri var. Biz onu işe alana kadar buradan gitmeyeceğini söylüyor. Ya polisi çağıracağız ya da onu işe alacağız.&#8221; Jobs geldiğinde ise, üstü başı hırpaniydi ama tam bir hippiydi. Sadece geceleri gelmesi ve kimseyi rahatsız etmemesi karşılığında işe alındı. Günler sonra şefinin karşısına geçip &#8216;gurusunu görmek için Hindistan&#8217;a gitmesine izin verilmesini&#8217; istedi.</p>
<p><strong>Dilenci kılığı</strong></p>
<p>O dönemde şirket, Almanya&#8217;daki oyunlarıyla ilgili bir sorun yaşıyordu. Steve&#8217;in Doğu&#8217;ya giderken Almanya&#8217;daki sorunu çözmesi karşılığında izin verildi. Arkadaşı Don Kottke&#8217;yi ikna ederek Hindistan macerasına başladı. Almanya&#8217;ya uğradıktan sonra Hindistan&#8217;a ulaştığında yalınayak ve hırpaniydi. Ama o yerel takılmaktan daha fazlasını düşünüyordu. Bu yolculuğu dilenci olarak sürdürecekti. Tişörtünü ve kot pantolonunu vererek karşılığında Hintli dilencilerin giydiği, adına lungi denilen peştamaldan aldı ve sahip olduğu diğer herşeyi dağıttı.</p>
<p><strong>Oregon&#8217;daki elma bahçeleri</strong></p>
<p>Hindistan&#8217;dan döndükten sonra Atari&#8217;deki çalışma hayatını sürdürmeyen Steve Jobs, &#8216;Aynı hamurdaki&#8217; arkadaşı Steve Wozniak&#8217;ı ikna ederek Oregon&#8217;daki elma bahçelerinden esinlenip Apple Computer&#8217;ı kurdu. Ailesinin evinin garajında başlayan iş hayatındaki dönüm noktası ise bu garajda tasarladıkları Apple I&#8217;di.</p>
<div>
<div><strong>Yediği meyveler yüzünden</strong></div>
<div><strong>yıkanmaya gerek duymuyordu</strong></div>
<div>Apple Computer&#8217;ı kuran Steve Jobs, ekibe National Semiconductor&#8217;da yönetici olan Mike Scott&#8217;u da katmıştı. Ancak bir gün Scotty, şirketin önemli kararlarının verildiği otoparkta Jobs ile yürüyüşe çıktı. Scotty, Jobs&#8217;ın vücut kokusunu ona anlatmaya çalıştı. Çünkü Steve Jobs, Hint felsefesine bğalı olarak sadece meyve yiyordu ve yediği meyveler yüzünden yıkanmaması gerektiğine inanıyordu.</div>
<div><strong>25 yaşında serveti </strong></div>
<div><strong>yüz milyon dolar</strong></div>
<div>1980&#8242;de Apple&#8217;ın Teksas, İrlanda, Singapur ve California&#8217;daki tesislerinde çalışan sayısı önce 200&#8242;e sonra 600&#8242;e ardından bine çıkmıştı. Bir garajda Steve Wozniak&#8217;la tasarladıkları ilk Apple bilgisayarın etkisi tüm dünyada popülaritesini artırıyordu. Ancak Steve Jobs&#8217;un asıl istediği hayalindeki &#8216;Lisa&#8217; bilgisayarı yapabilmekti. Teknolojik olarak gelişmiş ancak ticari bir başarısızlık olarak gösterilen Apple Lisa ise Steve Jobs&#8217;ın Apple Computer&#8217;da işlerinin yolunda gitmediğine önemli bir işaretti. Buna karşın Steve Jobs, başarısından asla ödün vermiyordu ve o dönemde hissettiklerini şöyle ifade ediyordu: &#8220;23 yaşımdayken bir milyon dolarlık servetim vardı. 24 yaşımda bu servet on milyon doları geçti. 25 yaşımda, yüz milyon doların üzerindeydi.&#8221;</div>
<div><img class="alignnone" src="http://www.insidesocal.com/click/Steve_Jobs.jpg" alt="jobs2" width="486" height="432" /></div>
<div><strong>Sabah dörtte güne </strong></div>
<div><strong>başlayan çocuk</strong></div>
<div>STEVE Jobs dünyaya geldiğinde evlat edinme ABD&#8217;de çok yaygındı. O zamanlar tek ebeveynlik utanç verici bir durumdu. 24 Şubat 1955&#8242;te San Francisco&#8217;da dünyaya gelmesinden, yetişkinliğe ulaşıp ünlü olana kadar gerçek annesiyle ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. On yıl boyunca çocuk sahibi olmakla kıvranmış San Franciscolu bir çift olan Paul ve Clara Jobs&#8217;ın evlat edindiği Steve Jobs, güne sabah dörtte başlayan, prize metal saç tokası sokmaktan çekinmeyen yaramaz bir çocuktu.</div>
<div><strong>5 dolar öğrenme </strong></div>
<div><strong>tutkusu başlattı</strong></div>
<div>ON yaşına geldiğinde Steve&#8217;in elektroniğe ilgisi arttı. Dördüncü sınıfa geldiğinde &#8216;Hayatımdaki azizelerden biri&#8217; olarak tanımladığı &#8216;Teddy Hill&#8217;in etkisi altına girdi. &#8216;Eğer bu ödev kitabını bitirirsen sana 5 dolar vereceğim&#8217; diyen öğretmeni içinde öğrenme tutkusunu başlattı. Eğitim hayatı çok uzun sürmese de bu, Steve&#8217;in hayatındaki önemli bir basamaktı.</div>
<div><strong>Başkalarından uzak </strong></div>
<div><strong>iki genç</strong></div>
<div>HENÜZ 13 yaşındayken tanıştığı Steve Wozniak, gelişmiş bilgisayarlar için kağıtlara devreler çiziyordu. Elektronik konusundaki bilgisiyle rakipsiz olduğunu hisseden Steve&#8217;in, &#8216;Woz&#8217; hakkında &#8216;Tanıştığım insanlar arasında elektronik konusunda benden daha fazla şey bilen ilk kişiydi&#8217; diye düşünmesi uzun sürmedi. Etraftakilerin deyimiyle Steve Jobs ve Steve Wozniak aynı hamurdan yapılmış gibiydiler. İkisi de yalnız, kendine dönük, başkalarından uzak gençlerdi. Aralarındaki beş yaş fark ise paylaştıkları tutkunun gölgesinde kalıyordu.</div>
<div><img class="alignnone" title="steve jobs and steve wozniak" src="http://antikewl.com/daily/wp-content/uploads/2007/12/stevejobs19751.jpg" alt="" width="450" height="335" /></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/stevejobs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sen Aydın Doğanlı değil misin?&#8221;</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/sen-aydin-doganli-degil-misin/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/sen-aydin-doganli-degil-misin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 12:12:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın Doğan Anadolu İletişim Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dönüşüm ve Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Hiçbir soru karşısında bu kadar irkilmemiştim&#8230;
Bu yıla kadarki bütün çabalarım, çalışmalarım, uğraşılarımın bir anda havaya kalkan bir elin ağzından çıkan bu sözcükler tarafından yıkılmaya çalışılması beni üzdü ama yıkmadı!
Bu soru ile 30 Nisan&#8217;da Ankara Gazi Üniversitesi&#8217;nde konuşmacı olarak katıldığım &#8220;Toplumsal Dönüşüm ve Medya&#8221; kongresinde karşılaştım. Sosyal medyanın geleneksel medya karşısındaki haklı başarısını ve geleneksel medyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiçbir soru karşısında bu kadar irkilmemiştim&#8230;<br />
Bu yıla kadarki bütün çabalarım, çalışmalarım, uğraşılarımın bir anda havaya kalkan bir elin ağzından çıkan bu sözcükler tarafından yıkılmaya çalışılması beni üzdü ama yıkmadı!<br />
Bu soru ile 30 Nisan&#8217;da Ankara Gazi Üniversitesi&#8217;nde konuşmacı olarak katıldığım &#8220;Toplumsal Dönüşüm ve Medya&#8221; kongresinde karşılaştım. Sosyal medyanın geleneksel medya karşısındaki haklı başarısını ve geleneksel medyanın dönüşüm sürecini anlattığımda karşımdaki kitlenin ilgili dinleyişi beni çok etkiledi. Friendfeed, Twitter gibi sosyal ağlarda beni takip eden (ve daha önce hiç görüşmediğim) kişiler de dinleyiciler arasındaydı. (Buna da gerçekten çok sevindim).</p>
<p>Konuşmamın konu başlıklarını şöyle özetleyebilirim:<br />
-17 yaşında Hürriyet&#8217;te çalışmaya başladığımda nasıl bir atmosfer vardı?<br />
-5 yıllık çalışma sürem boyunca neler değişti?<br />
-İnternetin hızlı yükselişi biz muhabirleri nasıl etkiledi? (İyi/Kötü yönleri)<br />
-Hürriyet Gazetesi ve www.hurriyet.com.tr arasındaki farklar! (Birbirimizden bağımsız çalışıyoruz)<br />
-Blog neden gerekli?<br />
-Meslekte iletişim fakültesi öğrencilerini bekleyen zorluklar?<br />
-Gazetecilik öğrencileri fark yarattığında nasıl başarılı olur?<br />
-Ben başarılı olabilmek için neler yapıyorum?</p>
<p>Tüm bu yazdıklarımı teker teker hazırladığım power point gösterisi ile açıklamaya çalıştım. Akademik bir konferans olduğu için katılımcılar olarak &#8220;Bildiri&#8221; hazırlamıştık. Aynı oturumu paylaştığım diğer konuşmacılar hazırladıkları bildirileri okumayı tercih ederken ben bildirimden bağımsız olarak deneyimlerimi paylaştım. Süremin dışına çıkmadan merak edilenleri cevaplamak üzere konuşmamı bitirdiğimde salondan duyulan alkış pek de fena değildi:)</p>
<p>hurriyet.com.tr ve Hürriyet Gazetesi&#8217;nin farklı departmanlar olduğunu anlatmak beni çok zorladı çünkü gerçekten karşımdaki kitle bu gerçeğe inanmak istemedi:) Tekrarlıyorum ki ben Hürriyet Gazetesi muhabiri olarak hurriyet.com.tr için haber hazırlamıyorum. Hurriyet.com.tr farklı bir bölümde farklı muhabirler ve editörler tarafından güncelleniyor. Tabii bizim haberlerimize de yer veriyorlar. (Tıpkı diğer internet haber sitelerinin yaptığı gibi&#8230;)<br />
&#8220;Kapitalizmin esiri olmuş medya, siz gazeteciler..&#8221; gibi sözleri de telaffuz etti bazı arkadaşlar ama gerçekten onların sorularına da içtenlikle yanıt verdim.<br />
Bir diğer soru ise gazetelerdeki kemikleşmiş kadronun aşılmasının kolay olmadığına ilişkindi. Açık yüreklilikle bu soruyu yanıtladım. İstihbarat Şefim Ayda Kayar tanıdığım günden beri kulağıma hep aynı şeyi söyler (Israrla!). Çalışmayan, araştırmayan, sorgulamayan muhabir kim olursa olsun Hürriyet&#8217;te barınamaz. Şu anki Hürriyet İstihbarat kadrosuna baktığımda da bunu çok açık bir şekilde görebiliyorum zaten. En yorgun çalışma arkadaşım bile rutini takip ederken zorlansa bile özel haber hazırlamak için elinden geleni yapıyor. (İnanıyorum buna).<br />
Bu sorulara yanıt verdikten sonra en arka sırada beyaz gömlekli bir beyefendi söz aldı. Kendini tanıtmadığı için adını yazamıyorum. (Söylemiş olsaydı asla unutmazdım)<br />
&#8220;Sadece tek birşey sormak istiyorum. Sen Aydın Doğan&#8217;lı değil misin?&#8221; diye sordu sanki Aydın Doğan Lisesi&#8217;nden mezun olmak &#8220;KAHREDİCİ, KORKUNÇ, UTANILASI&#8221; bir durummuş gibi!<br />
Ses tonundaki alayı anlamamak için aptal olmak gerekirdi&#8230;</p>
<p>Bu soruya bozulmadım. Bulunduğum yer Gazi Üniversitesi&#8217;ydi ve ben her türlü soruya kendimi hazırlamıştım. Sadece üzüldüm&#8230;<br />
Ben ilkokulda da gazeteci olmak isteyen bir öğrenciydim. Kendi isteğimle &#8220;Gazeteci&#8221; olabilmek için Aydın Doğan Anadolu İletişim Lisesi&#8217;ni kazandım. Kısaca belirtmem gerekirse Aydın Doğan Anadolu İletişim Lisesi Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın Liselere Giriş Sınavı&#8217;nda başarılı olduğunuz takdirde girebildiğiniz bir lise! (Geçen yıl 100 sorudan minimum 70&#8242;ini doğru yanıtlamanız gerekiyordu kazanabilmek için.)<br />
Soruyu soran arkadaş eğer okuyorsa şunu belirtmem gerekiyor:<br />
Bu durum sizi rahatsız eder mi bilmiyorum ama Sayın Aydın Doğan&#8217;ın yaptırdığı okulumuzda Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik laboratuvarında görülen derslerin yanı sıra sosyal ve kültürel aktivitilerle de öğrencilerin kişisel gelişimlerinin sağlanması için çaba gösteriliyor. Ayrıca İngilizce ağırlıklı 4 yıllık eğitimde Sayın Aydın Doğan&#8217;ın katkılarıyla yabancı öğretmenler de derslerde öğrencilerin pratiklerinin artması için çabalıyor. </p>
<p>Bu kısa açıklamanın ardından şunu belirtmeliyim ki &#8220;Evet, Ben Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi mezunuyum.&#8221; 2004&#8242;te bu liseyi birincilikle bitirdim. Lise son sınıfta Hürriyet Gazetesi&#8217;nde aynı sınıfta okuduğum 5 arkadaşımla birlikte Hürriyet Gazetesi&#8217;nin İstihbarat Servisi&#8217;nde zorunlu stajımı tamamladım. Diğer arkadaşlarımla birlikte stajımı tamamladığımda İstihbarat Müdürüm Celal Korkut&#8217;un önerisi ve benim isteğimle Hürriyet Gazetesi&#8217;nde gönüllü staja devam ettim. Üniversitede okurken hem çalıştım hem okudum ki hala bunu yapıyorum. (Son sınıftayım).<br />
Ben sadece Aydın Doğan Lisesi mezunu olduğum için Hürriyet&#8217;te çalışmıyorum. Aydın Doğan Lisesi&#8217;nden mezun olduğum için Hürriyet&#8217;i savunmuyorum.<br />
Hürriyet&#8217;in gazetecilik başarısını savunmak bana düşmez. Ben Hürriyet&#8217;te yaptığım gazeteciliğin başarılı bir gazetecilik olması için çaba gösteriyorum. Etrafımdaki insanlardan da kendimi geliştirebilmek için maksimum derecede faydalanmaya çalışıyorum. </p>
<p>son olarak,<br />
keşke &#8220;Sen Aydın Doğanlı değil misin?&#8221; sorusunu sormak yerine,<br />
&#8220;Aydın Doğan Lisesi&#8217;nde okumak size ne kattı?&#8221; sorusunu yöneltseydiniz&#8230;</p>
<p>Aydın Doğanlı olmak bana bu cevabı verebilme cesaretini kattı!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/sen-aydin-doganli-degil-misin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Murat Caner&#8217;in Hürriyet&#8217;i, Murat Caner&#8217;in fikirleri&#8230;</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/murat-canerin-hurriyeti-murat-canerin-fikirleri/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/murat-canerin-hurriyeti-murat-canerin-fikirleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 06:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fikirlerinhurriyeti.com/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[
Herkese merhaba,
Adım Murat Caner. Mersin’de yaşıyorum ve ilk öğretim 4. sınıf öğrencisiyim. “Fikirlerin Hürriyeti” blogunu 23 Nisan’da konuk yazarıyım ve ilgi alanıma giren bir konuyu yazıyorum. Umarım beğenirsiniz.
YENİLENEBİLİR ENERJİ VE DÜNYAMIZ
Yenilenebilir enerji kullanılırsa, petrol ve kömür gibi fosil yakıtların kullanımı azalacaktır. Böylece atmosfere daha az sera gazı gidecektir. Sera gazı azaldığında da çevre ve sağlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<strong>Herkese merhaba,</p>
<p>Adım Murat Caner. Mersin’de yaşıyorum ve ilk öğretim 4. sınıf öğrencisiyim. “Fikirlerin Hürriyeti” blogunu 23 Nisan’da konuk yazarıyım ve ilgi alanıma giren bir konuyu yazıyorum. Umarım beğenirsiniz.</strong><br />
YENİLENEBİLİR ENERJİ VE DÜNYAMIZ</p>
<p>Yenilenebilir enerji kullanılırsa, petrol ve kömür gibi fosil yakıtların kullanımı azalacaktır. Böylece atmosfere daha az sera gazı gidecektir. Sera gazı azaldığında da çevre ve sağlık sorunları yavaş yavaş ortadan kalkacaktır. Yenilenebilir enerji düşük maliyetli olduğu için kullanımı artınca ekonomide canlanacaktır. Fosil yakıtlara bağlı olan ekonomi düzeni temelden değişecek ve bu insanlığın yararına olacaktır. Yenilenebilir enerjilerin başlıcaları rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, hidroelektrik enerjisi, ve dalga enerjisidir.<br />
RÜZGÂR ENERJİSİ</p>
<p>Rüzgâr enerjisi zararsızdır. Ancak fazla üretilmemektedir. Rüzgâr santrallerinin bakımı ucuz olup, ömürlerini tamamladıklarında kolayca yerinden çıkartılabilir. Fakat rüzgâr enerjisinin de bir kusuru vardır, bu kusurda kesintisiz bir enerji olmamaları ve  çalışırken çok ses çıkarmalarıdır.<br />
GÜNEŞ ENERJİSİ</p>
<p>Güneş enerjisi verimli bir enerji olup her yerde belirli zamanlarda bulunması yüzünden uygun bir seçimdir. Güneş enerjisi duş alırken suyun gelmesini sağlayan şofbenler tarafından kullanılır. Fakat Güneş enerjisinin depolanması pahalıdır. Ayrıca yakalanması, çevrilmesi ve kullanılması da nispeten zordur.<br />
HİDROELEKTRİK ENERJİSİ</p>
<p>Temiz ve düşük maliyetli bir enerjidir. Önce büyük santralleri barajlar olarak yapılırken şimdi küçük santralleri de yapılmaktadır. Bunun nedeni ise büyük santrallerin uzun vadede dünyaya yarardan çok zarar getirmeleridir.<br />
DALGA ENERJİSİ</p>
<p>Dalga enerjisinin %52’si kullanılabilir durumdadır. Ancak bu potansiyel enerjinin çok<br />
az bir kısmı elektriğe çevrilebilir. Öncelikle bu enerjiden yararlanabilmek için bir bölgeye baraj yapılmalıdır. Deniz suyu yükselirken baraja doğru gider, alçalırken türbinleri döndürür. Fakat bu türbinler denizdeki yaşamı mahveder. Balıkların yuvalarını bozup denizdeki balıkların üremesine engel olur.<br />
HİDROJEN</p>
<p>Hidrojen renksiz, kokusuz bir gazdır. Element sembolü H’dir. Hidrojenin içinde  karbondioksit ve karbon monoksit gibi zehirli gazlar bulunmaz. Ayrıca hidrojen havadan 14,4 kez daha hafiftir. Hidrojen evrende en çok bulunan gazdır. Hidrojeni yapay olarak bulan kişi T.Von Hohenheim’dir. (Ayrıca Paracelsus).  Hohenheim hidrojeni güçlü asitleri ve metalleri karıştırarak bulmuştur. Hidrojene bu ismi veren de Antoine Lavoiser Laplace’dir . Ayrıca hidrojen yandığı zaman su üreten bir gazdır. Bu da demek oluyor ki bu yakıt kullanıldığı zaman ortaya çıkacak olan madde bildiğimiz buhar olacaktır. Milenyumdan sonraki teknolojik gelişmeler eşliğinde hidrojen ile yapılan arabalar vardır. İşte o arabalar:</p>
<p>Honda FCX<br />
General Motors Sequel<br />
Morgan LIFEcar<br />
Mercedes-Benz f-Cell<br />
BMV H2R<br />
General Motors Hy-wire</p>
<p>Hidrojenle yapılan arabaların iki engeli vardır:</p>
<p>Soğuk hava-maliyet </p>
<p>Hidrojen suya dönüştürülerek kullanıldığında daha ekonomiktir. Ama maalesef sıvı hidrojen soğuk havada donar. Bu da arabanın yolda kalmasına sebep olur. Maliyet engeli ise hidrojenin çok pahalı olmasıdır. Ama para dünyamızdan daha önemli DEĞİLDİR.</p>
<p>SON SÖZ: Günümüzde insanoğlunun ihtiyaçları arttıkça yapılan yeni aletler, uçaklar, gemiler, arabalar git gide modernleşiyor ama bu araçların enerji kaynağı olarak yenilenebilir olanlarını kullanabilmesi ve daha da teknolojiye ayak uydurabilmesi için tüm adımlarımızı dikkatli atmamız gerekiyor.</p>
<p>Geleceğin mühendisleri, iş adamları, işletmecileri kısacası dünyaya yön verenleri olacak olan biz çocuklar bu sorunu yüksek çalışma azmimiz ve zekâlarımız ile çözmek durumundayız. Şimdiki neslin savrukluğu nedeniyle biz çocukların gelecekte karşılaşacağı sorunlar, bizden sonraki nesillere azalarak aktarılmalı veya tamamen yok edilmelidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/murat-canerin-hurriyeti-murat-canerin-fikirleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su sizi çağırıyor! Bu sergiyi görmelisiniz!</title>
		<link>http://fikirlerinhurriyeti.com/su-sizi-cagiriyor-bu-sergiye-gormelisiniz/</link>
		<comments>http://fikirlerinhurriyeti.com/su-sizi-cagiriyor-bu-sergiye-gormelisiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2009 14:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yeliz ÖZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirlerin Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[5. Dünya Su Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Doğa Tarihi Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eleanor Sterling]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[su sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yelizoz.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Hangi dili konuştuğunuzun önemi yok
Bu sergide suyun dilini anlayacaksınız
 
5. Dünya Su Forumu&#8217;nun İstanbul&#8217;da yapılması nedeniyle bir haftadır suya doyduk:) &#8220;Su&#8221;ya dair çok şey söylendi. Siyasi, ekonomik, kültürel yönleri fazlasıyla tartışıldı. Ama bu forum sayesinde ülkemize gelen bir sergiden nedense (!) çok bahsedilmedi. Açılışından önce ziyaret etme fırsatı buldum ve gerçekten çok etkilendim. Şanslılardan biri olarak serginin küratörüyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Hangi dili konuştuğunuzun önemi yok</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Bu sergide suyun dilini anlayacaksınız</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">5. Dünya Su Forumu&#8217;nun İstanbul&#8217;da yapılması nedeniyle bir haftadır suya doyduk:) &#8220;Su&#8221;ya dair çok şey söylendi. Siyasi, ekonomik, kültürel yönleri fazlasıyla tartışıldı. Ama bu forum sayesinde ülkemize gelen bir sergiden nedense (!) çok bahsedilmedi. Açılışından önce ziyaret etme fırsatı buldum ve gerçekten çok etkilendim. Şanslılardan biri olarak serginin küratörüyle tanışma fırsatı yakaladım!  Eşinizi, sevgilinizi, varsa çocuğunuzu tutun elinden götürün. Çok etkileneceksiniz iddia ediyorum!&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Amerikan<strong> </strong></span><span style="font-family: Arial;">Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nin (American Museum of Natural History) &#8220;Su Sergisi&#8221;, Coca-Cola ve UNDP ortak projesiyle Türkiye&#8217;ye geldi. 10 farklı bölümde suyun insan hayatındaki önemini çarpıcı örneklerle anlatan serginin küratörü Dr. Eleanor Sterling&#8217;in yaşamı da, en az sergi kadar ilgi çekiyor. Amerikan Doğa ve Tarih Müzesi&#8217;nin Direktörü 48 yaşındaki Sterling, 12 yaşındayken doğa ve çevre sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. Yale Üniversitesi&#8217;nde kültürler ve dil üzerine çalışırken 10 farklı dil öğrendi. Afrika&#8217;nın doğusundaki Madagaskar&#8217;da iki yıl yaşayan ve soyu tükenmekte olan canlılar üzerine çalışan Eleanor Sterling, &#8220;Hangi dili konuştuğumuzun hiç önemi yok. Su hepimiz için çok önemli. Bu sergide suyun dilini anlayacaksınız. Hiçbir şey için geç değil su için yapacak çok işimiz var&#8221; diyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-318" title="dsc_02242" src="http://blog.yelizoz.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc_02242-300x201.jpg" alt="dsc_02242" width="300" height="201" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Dr. Eleanor Sterling, 5.Dünya Su Forumu&#8217;nun resmi yan etkinliği &#8220;Her Damla Değer Katar&#8221; projesi için İstanbul&#8217;a geldi. Dr. Sterling, daha önce ABD ve Singapur&#8217;da sergilenen Su Sergisi&#8217;nin İTÜ Maslak Doğa Tarihi ve Bilim Müzesi&#8217;ndeki tasarımıyla da bire bir ilgilendi.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ABD&#8217;deki Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nde Biyolojik Çeşitlilik Merkezi&#8217;nin kuruculuğunu da yapan Dr. Eleanor Sterling, bu alanda Afrika ve Asya&#8217;da 25 yıl boyunca araştırmalar yaptı. Yale Üniversitesi&#8217;ndeki Antropoloji, Çevre ve Orman Bilimleri eğitiminin ardından iki yıl boyunca Madagaskar&#8217;da yaşadı. Dr. Sterling, Madagaskar&#8217;da geceleri yaşayıp gündüzleri uyuyan kuş türleri hakkında araştırmalar yaptı. En son çalışmasında Vietnam&#8217;daki toprak kullanımının biyolojik çeşitliliğini araştıran Dr. Elenea Sterling, su konusuyla ilgilenmeye de bu araştırmayla başladı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-319" title="dsc_0235" src="http://blog.yelizoz.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc_0235-300x198.jpg" alt="dsc_0235" width="300" height="198" /></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Su için birbirimize yardım edelim</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Suda başlayan yaşamın doğa ve insan hayatına çok şey kattığını söyleyen Dr. Eleanor Sterling, suyun korunması için farkındalık yaratma hedefiyle yola çıktıklarını belirtiyor. İki yıl boyunca müzedeki 10 kişilik ekibiyle serginin hazırlıklarını sürdürdüklerini söyleyen Dr. Sterling, sergiye ilişkin şunları söyledi: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">&#8220;Suda başlayan yaşamın, suyun doğal hayata ve insan hayatına neler kattığının gözler önüne serileceği sergi 10 farklı bölümden oluşuyor. Sergi bölümleri içerisinde suyu benzersiz şekillerde toplayan, depolayan, kullanan birbirinden farklı canlıların sergilendiği bölümlerden, gezegenimizin üzerinde suyun bol ya da az olduğu kesitlerden örneklere, insanların su kullanım alışkanlıklarına, sağlıklı suya ulaşmaya kadar birçok örnek var. Bu sergi 2011&#8242;e kadar Güney ABD, Asya, Avusturalya ve Kuzey ABd&#8217;yi dolaşacak. Hangi dili konuştuğunuzun hiç önemi yok. Burada suyun dilini anlayacaksınız. Bu sergiyi insanların su hakkında farklı düşünmesini sağlamak için hazırladık. Su hepimiz için önemli. Hiçbir şey için geç değil. Bu sergide 10 adımda suyu nasıl kurtarabileceğimizi göreceksiniz. Su için birbirimize yardım edebiliriz.&#8221;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Damla Su Atölyesi Oyunlarla Eğitiyor </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"> </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">14 Haziran&#8217;a kadar İTÜ Maslak Kampüsü Doğa Tarihi ve Bilim Müzesi&#8217;nde ziyaret edilebilecek Su Sergisinde, etkileyici kurguları ve interaktif uygulamaları ile suyun güzelliklerini ve mucizelerini keşfedecek olan çocuklar için bir atölye oluşturuldu. Bunun yanı sıra, &#8220;Anneme Hediye Yapıyorum&#8221; atölyesi ile çocuklar anneleri için su temalı hediyeler tasarlayacak. Su Sergisi süresince açık olacak Damla Su Atölyesi, ayrıca Damla sponsorluğunda her haftasonu İstanbul&#8217;daki 25 ilköğretim okulundan 1000 öğrenci ve annesini de misafir edecek.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Sergide &#8220;Giriş&#8221;, &#8220;Suda Yaşam&#8221;, &#8220;Mavi Gezegen&#8221;, &#8220;Su İşleri&#8221;, &#8220;H2O=Yaşam&#8221;, &#8220;Her yer Su&#8221;, &#8220;Tek Bir Damla Yok&#8221;, &#8220;Sağlıklı Su&#8221;, &#8220;Ekosistemi Korumak&#8221; ve &#8220;Ben Neler Yapabilirim / Hayata +&#8221; olmak üzere 10 farklı bölüm bulunuyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Serginin &#8220;Giriş&#8221; bölümünde suyun genel tanımı yapılarak, yeryüzünde çevremizi saran suyun yaşamın temeli olduğunun altı çiziliyor. &#8220;Suda Yaşam&#8221; bölümü ise suyum yaşamımızdaki önemi, canlıların aşırı sulak / kurak alanlara adaptasyonu, insan vücudundaki su miktarı ve canlı balık türleri anlatılıyor. Mavi gezegen olarak adlandırdığımız dünyadan adını alan bölümde ise, suyun kaynağı, nereden geldiği ve farklı gezegenlerdeki su durumu betimleniyor. &#8220;Su İşleri&#8221; bölümünde suyun kullanım alanları anlatılırken, &#8220;H2O=Yaşam&#8221;da ise video gösterileri ile su tanıtılıyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">&#8220;Her Yer Su&#8221; ve &#8220;Tek Damla Yok&#8221; bölümleri ise suyun bol olduğu ve kıt olduğu alanlarda birbirinden farklı olarak oluşan yapıyı ve kültürü tanıtıyor. &#8220;Sağlıklı Su&#8221; bölümünde doğadaki içme suyu kaynaklarına, sağlıklı içme suyunun özelliklerine, farklı toplumlarda içme suyu elde etmek için kullanılan yöntemlere göz atılıyor. &#8220;Ekosistemi Korumak&#8221; bölümünde su döngüsünün ve bu döngüyü korumanın önemi işlenirken &#8220;Ne Yapabilirim / Hayata +&#8221;da ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Coca-Cola Türkiye tarafından yürütülen Hayata Artı Gençlik Programı çerçevesinde üretilen projelere yer veriliyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-320" title="dsc_0239" src="http://blog.yelizoz.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc_0239-288x300.jpg" alt="dsc_0239" width="288" height="300" /></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fikirlerinhurriyeti.com/su-sizi-cagiriyor-bu-sergiye-gormelisiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
