Neden yazmıyorsun tepkilerini çok duyuorum ÅŸu sıra…Oysa hayatımda ne kadar çok ÅŸey oluyor deÄŸil mi ?
Cambridge’den döndükten sonra beÅŸ yılımı geçirdiÄŸim Hürriyet Gazetesi’nin İstihbarat Servisi yeni yüzü Özel Haber Servisi’yle karşıladı beni. Sanki deÄŸiÅŸen tek ÅŸey isim deÄŸildi.
Araya IMF girdi pek de konuÅŸamadık. Anlatamadım yeni oluÅŸumdan öyle çok fazla ÅŸey, zaten pek de anlayamadan IMF yoÄŸunluÄŸu…
Sonrasında da tam çaprazdaki departmanda Hürriyet Ekonomi Servisi’nde buldum kendimi. Åžimdi tek tek isimlerini saymayacağım ama hakikaten mükemmel bir kadro var içeride.
İyice sindirmeden buradan duyurmak istemedim=) (PR’cı dostlar saÄŸolsun çiçeklerini eksik etmediler ama nasıl bir hızla duydular onu da anlayamadım:)
Ekonomi ÅŸimdilik oryantasyon sürecinde devam ediyor. Hürriyet’te ise yeni ÅŸeyler sürüyor. Bina hep aynı bina ama içeride sanki herÅŸey artık daha hızlı oluyor.
Marmara’da BiliÅŸim Anabilim Dalı’nda yüksek lisans macerası da baÅŸladı bu arada ! Allahtan yazın Cambridge’e gitmiÅŸim diye avutuyorum kendimi=) (Özlüyorum elbette!) Oradaki sunumların o kadar faydası oldu ki buradaki projeleri hazırlarken zorlanmıyorum bile!
Harika dersler alıyorum tam benlik! E-iÅŸ, Dijital Medya, BiliÅŸim EtiÄŸi ve Hukuk, E-yayıncılık…
Yeni Medya’yı böyle bir ortamda tartışmak gerçekten beni çok geliÅŸtiriyor…Tabii onlarca kitabın arasına gömülmüş vaziyetteyim. Haluk Geray’ın İletiÅŸim ve Teknoloji’sini bitirdiÄŸim an Armand Mattelart’ın Bilgi Toplumunun Tarihi’ne baÅŸlayacağım. Massimo Baldini’nin İletiÅŸim Tarihi ise herkese tavsiyemdir!
***
yüksek lisans macerasından girdiÄŸim konuyu IMF ve deÄŸiÅŸim yazısıyla baÄŸlamak istiyorum. Çünkü IMF’de yüzümüze yüzümüze vurulan deÄŸiÅŸimin en büyüğü belki de muhabirler arasında yaÅŸandı! Bugün Doç. Dr. Cem Sütçü’nün E-Yayıncılık dersinde de bu örneÄŸi anlattım.
IMF toplantılarını hepimiz akreditasyon kartları alarak takip ettik. Akreditasyonumuzun onaylanması için hangi gazetede hangi görevle çalıştığımızı belirten kimlik kartlarımızı sunmuş, akreditasyon formunu doldurmuştuk.
Hürriyet Gazetesi adına bitanecik Ekonomi Muhabiri arkadaşımız Demet Cengiz Bilgin, Ekonomist’ten pozitif insan Hülya Güler Ankara Büro’dan ÅŸeker Merve Erdil ve ben bir ekip çalışması yaptık…
10 parmak F kullanmanın dayanılmaz rahatlığıyla toplantılarda hızlı not almanın keyfini de sürdüm bu arada…
Neyse konumuz bu deÄŸil elbette…
IMF toplantılarında hurriyet.com.tr de en az bizimki gibi bir ekiple çalıştı. hurriyet.com.tr ‘nin Dış Haberler Editörü İrem Köker’le sık sık karşılaÅŸtık.
Toplantılardaki her detay önce hurriyet.com.tr ‘de yayınlandı. ÇoÄŸu zaman ajanstan daha hızlılardı.
Hatta bir toplantıya katılmadan önce “Her yayın organından bir kiÅŸiyi alabiliyoruz. İçeride Hürriyet’i temsilen bir arkadaşınız var” yanıtını aldığımızda birbirimize baktık. Çünkü bizim ekip yerindeydi. İçerideki kiÅŸi ise hurriyet.com.tr’dendi.
Peki bu durum avantaj mı dezavantaj mı ?
Açıkçası ben ÅŸunu görüyorum…
Gazetelerin internet siteleri ve gazeteler giderek birbirinden bağımsız kurumlar oluyor. Bir dönem baÅŸka gazetelerin muhabirleriyle tabiri caizse “İş atlatma” yarışına giren muhabirlerin artık en yakınındakilerle de uÄŸraÅŸması gerekecek! :)
“Citizen journalism-YurttaÅŸ gazetecilik” tartışmalarını ÅŸimdi çok daha iyi anlıyorum!
Ve yanlış anlaşılmasın kesinlikle üzülmüyorum!
Medyadaki bu hareketlilik sevindiriyor beni!
Biraz da bu yüzden biliÅŸimle uÄŸraşıyorum sanırım…
;)





