farklı bir veda…


Beni yoran, sıkan zaman zaman darmadığın eden, bir o kadar sevindiren, sevdiren bir yıldı 2009…

İlk kez bir yılın muhasebesini yaptıran bir yıldı hatta..BaÅŸladığı gibi de yine ‘action’ dolu bitti…

Aslında 2009 yazısı yazmayacaktım. Birçok blogger’ın, köşe yazarının 2009 yazılarını keyifle, merak ederek okudum. Neler ‘in’miÅŸ, neler ‘out’muÅŸ görmüş oldum sayelerinde. Bu yıl yazmayacağım dedim, ama dayanamadım. 22.30da geçtim ekranın karşısına parmaklarımı özgür bıraktım.

2009 Ocak çok ‘manyak’ baÅŸlamıştı oysa ki! Tarihler 23 Ocak’ı gösterdiÄŸinde DoÄŸan Yayın Holding’in Kurumsal Yaratıcılık Ödülleri’nde ‘Yılın En Yaratıcı Yeni’ ödülünü kazanmıştım…Beklentimin çok çok üstünde mutluluk, eÄŸlence kattı hayatıma süperdi…Hatta yılın, belki de hayatımın olayıydı kim bilir? Ailem, iÅŸ arkadaÅŸlarım hatta lise öğretmenim bile yanımdaydı :) Ocak’tan sonra her ne kadar sık güncelleyemesem de (ÅŸartlar sebebiyle) Fikirlerin Hürriyeti bu sayede resmi bir kimlik kazanmıştı…

2009 Åžubat ise belki bir ömür hatırlanacak kadar özel an’lara sahip oldu. Sarstı, çalkaladı ama diyorum ya bir ömre yetecek kadar heyecanlandırdı…

Mart’a geldiÄŸimizde Marmara Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi’ndeki vize filan stresi baÅŸlamıştı. Gazetede iÅŸler yoÄŸun, okuldaki durumlar pek bir fenayda…Aman yarabbi! Bir de tez yazacaktım. Konu bile belliydi, ‘Gümrük BirliÄŸi sonrası Türkiye AB iliÅŸkilerinin medyadaki yansıması…’ Evet zorlandıM:)

Nisan ve Mayıs okul, iş üçgeninde ilerlerken sıkılmaya mı başlamıştım ?

Haziran’a geldiÄŸimizde Yılın En Yaratıcı Yeni Çalışanı olarak ödüllendirilmenin karşılığı Cambridge fırtınası baÅŸladı. Hazırlıklar yapıldı, vize alındı… Bu arada bitirme tezi (ÖmerciÄŸin büyük büyük ve hatta çok büyük katkılarıyla) halledildi, jüriye çıkıldı ve evet okul bitmiÅŸti..

Yolculuk öncesi yüksek lisans jürisinin karşısına çıkmaya hazır mıydım? Sonucu bile öğrenemeden kendimi Cambridge’de bulmuÅŸtum bile…

Herhalde hayatımın en unutulmaz zamanlarıydı…İş stresi yaÅŸamadığım, okulda ‘acaba dersten kalır mıyım’ korkusuna kapılmadığım, sabahları bisikletle sokaklarını turlayarak ulaÅŸtığım okulda ne de keyifli zamanlar geçirdim! Londra sokaklarını turladım çoook ama çoook ÅŸey yaÅŸadım, öğrendim….

Ben oralarda gezerken Hürriyet’te iÅŸler karışmıştı. Döndüğümde, beni giderken uÄŸurlayan 17 yaşında adımımı attığım İstihbarat Servisi yoktu…Özel haber servisinin bir köşesinde kendime biçilen rolü sergilemeye çalışıyordum. Yeni düzen, alışma safhası derken IMF toplantılarında Ekonomi Servisi’ne yardım etmek için kısa süreli Lütfi Kırdar’a abone oldum. 5 gün boyunca Demet Cengiz Bilgin, Hülya Güler, Merve Erdil ve foto muhabirimiz Emrah Gürel ile IMF toplantılarını takip ettim.

Ekonomi’ye dair pek de fikrim yoktu tabii:) Fakültede Yrd. Doç. Dr. Åževket Sayılgan ve Yrd. Doç. Dr. Tolga Kara’nın Finansal Muhasebe, Ekonomiye GiriÅŸ, Ekonomi Basını, Basın İşletmeciliÄŸi derslerinden öğrendiklerim tek tek karşıma çıktığında ‘Evet’ dedim, ‘Bir gün üniversitede söylenerek öğrendiÄŸim ÅŸeylerin hayatta karşıma geleceÄŸini biliyordum’:):):)

O günler gelmiÅŸti…IMF BaÅŸkanı Strauss-Kahn’ın anlattıklarını, Merkez Bankası’nın önemini farketmeye baÅŸlamıştım. Merak da ediyordum…

Diğer yandan yeni düzene de alışamadığımı farkediyordum..Hürriyet kapıları sanki üzerime geliyordu, birşeyler yapmam gerektiğini hissediyor gibiydim.

İşte tam bu zamanlarda Yazı İşleri Müdürlerimizden Necdet Açan bir gün koridorda yakaladı beni. Tarihlerimiz 17 Ekim’i gösteriyordu. Ekonomi Servisi’ne beraber gittik.

Yepyeni bir ‘Dünya’daydım…

BambaÅŸka bir ortam, eski ama bir o kadar yeni insanlar, tecrübeler, saygılar, sevgiler…

Belki ömrüm boyunca hatırlayacağım bir sahne; Nilgün KarataÅŸ ve Esra Sahici ablalarımdan geldi…Nereye oturacağımı bilemezken, tam karşılarına oturtturdular. ‘Gel bizim karşımıza daha rahat olur senin için’ dediler ve iyi ki de demiÅŸler! Yanımda Hanife BaÅŸ, arkamda Demet Cengiz Bilgin…
Evveettt kızlar ittifakı:)

Beni ikinci gün karşısına alıp 4 yıl boyunca gazetecilik okurken öğrendiklerimden çok daha deÄŸerli fikirlerini, bilgilerini, deneyimlerini anlatan Sadi Özdemir, haber konusunda anında anlaÅŸabildiÄŸim Hayri Çetinkaya…

Kısacık süre içinde verdiÄŸi görevler, önerisiyle yaptım haberler ve çalışma ‘tutku’suyla beni önce ÅŸaÅŸkına çeviren, sonra iÅŸine olan aÅŸkıyla etkileyen müdürüm Vahap Munyar…

2009′da geçirdiÄŸim en hızlı ama en dolu dolu geçen süre hiç şüphesiz 17 Ekim’den 31 Aralık’a kadar geçen süreydi…İş hayatında Ocak’tan Ekim’e kadar süre nasıl zor geçtiyse ÅŸu kısacık ay dilimi bir o kadar hızlı geçti.

Bu süre zarfında kendi ailemin bir parçası olarak gördüğüm İstihbarat Müdürüm Celal Korkut’u da üzdüm tabii ki! Sonuçta yetiÅŸtirdiÄŸi, emek verdiÄŸi, yıllarca uÄŸraÅŸtığı muhabirlerinden biriydim. Az mı kahrımı çekti, az mı sınav dönemlerinde izin verip okul bittikten sonra faydasını göreceÄŸiz diye aklından geçirdi…

Hepsinin, herÅŸeyin farkındaydım aslında. Ama bazen ÅŸartlar, ortam insanı bambaÅŸka hayallere, ortamlara, renklere doÄŸru savuruyor…

Ve ben gördüm ki insan hayal edemediÄŸi kadar mutlu oluyormuÅŸ, hayal edemediÄŸi kadar huzur dolabiliyormuÅŸ…

Ama bir o kadar korkabiliyormuÅŸ, sahip olduklarını kaybetmekten…

Kaybetmekten korktuÄŸunda sahip olduÄŸuna sahip çıkmayı göze aldığında ise kazanan yine insanın kendisi oluyormuÅŸ, sonuçta kaybettiÄŸini düşünse bile…

Son günlerine geldimde 2009′un peÅŸ peÅŸe iki haber daha aldık. Birincisi Genel Yayın Yönetmenimiz ErtuÄŸrul Özkök’ün vedası, bir sonraki gün ise Aydın DoÄŸanlılar’ın ‘Aydın Babası’ Aydın DoÄŸan’ın vedasıydı…

Hürriyet’in 60′ıncı yılında mentorumdu ErtuÄŸrul Özkök…Otorup sohbet etme imkanı bulduÄŸum, mükemmel bir insan…Her cümlesini satır satır hafızalarıma kazıdığım etkileyici bir zihin.

Üzdü bu veda…

ama,

Ben 2009′da kaybettiklerimin çok daha fazlasını bana veren iki ÅŸey kazandım…

Biri avuç içlerime kadar gelip parmaklarımın arasına hapsolan ‘Huzur’du…

DiÄŸeri ise bu mesleÄŸin çok yorularak da olsa baÄŸlanarak yapılacağını gösteren ‘Yeni bir ortam’dı…

Cambridge’den döndükten sonra baÅŸlayan master macerası için henüz konuÅŸmaya erken! BaÅŸlangıç safhalarındayız, teze doÄŸru geçiÅŸ yapalım seneye bütün yazının konusunu o oluÅŸturacak zaten. Bu yıldan sıkmayayım:)!

Evvet sevgili 2009,

neler getirdin,

neler götürdün…

Bunları saymayacağım.

Sadece 2009′da gelen bu iki ÅŸeyi benden alamayacaksın 2010!:)

2010′a dair hedefler koymuyorum, sadece an’lık hayaller kuruyorum…

Çünkü biliyorum, “EÄŸer hayal edebilirsen,  yapabilirsin…”

2010′da daha fazla görüşmek dileÄŸiyle…

;=)

Yorum Yapın