İlk kez uçaÄŸa bindiÄŸimde 19 yaşındaydım. Åžanghay’a gidiyorduk Özel Olimpiyatlar Dünya Yaz Oyunları için. 19 saatlik bir yolculuktu. GerilmiÅŸtim. Zaten sonrasında yaptığım onlarca seyahatle karşılaÅŸtırdığımda en uzun kaldığım ülke Çin’di. Tam 15 gün…
Kesinlikle kötü kokan, çoÄŸu İngilizce bilmeyen, el iÅŸaretleriyle anlaÅŸabildiÄŸim insanların ülkesindeydim… Kesinlikle farklı, bir o kadar da eÄŸlenceli bir deneyimdi….
PeÅŸi sıra geldi seyahatler…
****
En umutsuz zamanlarımda, ben hep gitmek istemiÅŸimdir. Kaçmak deÄŸil, yanlış anlaşılmasın… Gitmek, gidebilmek…Yeni umutlar besleyebilmek için, yeni hayaller kurup yeni hedefler koyabilmek için önüme sokaklarını bilmediÄŸim ÅŸehirlerde dolaÅŸmak istemiÅŸimdir.
Eminim sadece ben deÄŸilimdir böyle hayaller kuran…
Öyle an’lar oluyor ki çaresiz kalıyor insan. Ne deseniz boÅŸ, ne anlatsanız nafile… İnsan önce kendi bildiÄŸine inanıyor, kendi inandığına baÄŸlanıyor. Yanlış yaptığınızda özür dileme hakkı bile tanınmıyor çoÄŸu zaman. İnatla, agresifçe, acımadan üzerinize geliyor insanlar. “Dur, bak anlamıyorsun, dinle” diyorsun; ardından anlatıyorsun; ama insanoÄŸlu iÅŸte… Kısasa kısas mantığı demeliyim ya da…
****
GeçirdiÄŸim 5 yılı düşünüyorum. “Çok yoruldum, bittim” dediÄŸim anlar oldu. Vize/final dönemlerinde yorgunluktan çok aÄŸladım bende. KoÅŸar adım okula gidip derse girdiÄŸim, ardından iÅŸe yetiÅŸmeye çalıştığım zamanlar…
Bazen de kendime kızdım. Babamın sözlerine uyup, üniversitede okurken çalışmayadabilirdim. O zaten bana bakardı! Ben ise ne yapmıştım, liseden itibaren aileme yük olmamak için çalışmış, gazeteci olabilmek için yüreğimi ortaya koymuştum.
Çok güzel zamanlarım da oldu. Bir o kadar korktuÄŸum, üzüldüğüm zamanlar da…
Üniversitede okurken asla Hürriyet kimliÄŸine bürünmedim. Önce öğrenciydim. Derslerim, okulum vardı. Amaçlarıma ulaÅŸabilmek için gazetecilik nasıl yapılıyor bunu da öğrenmem gerekiyordu… Çaba sarfetmeliydim. Â
Önce insanları umursamamayı öğrenemedim. Çevremi, etrafımı… Kendime baktım, şapkamı önüme koydum. 16 yaşında kurtlar sofrasında olmanın bedelini ödemek istemiyordum. Hatalarım, doÄŸrularım, yanlışlarım…
Umursamamayı öğrendim ama karşımdakinin insan olduÄŸunu asla unutmadım.Â
Büyük markaların altında barınmak, o markayı barındıran kurumun içinde büyümek kadar zordu.
Güzel günlerim de oldu, zor günlerim de, mutluluklarım da, mutsuzluklarım da…
Åžimdi ise hiç beklenmedik bir anda gitme vakti…
Marmara Üniversitesi’ndeki lisans geçmiÅŸimin ardından çok uzun olmasa da bir süre Cambridge Üniversitesi dolaylarında olacağım…
Hayat hepimize hak ettiÄŸimiz mutlulukları yaÅŸatsın…
İstanbul’a hoşçakal diyorum,
Cambridge’den merhaba dediÄŸim günlerde görüşmek üzere…





gerçekten bu yazı beni benden aldı ablacım.. bende buldum kendimi yazında. seni gerçekten özledim. bunu hissedebiliyorum. seni seviyorum ve seninle gerçekten gurur duyuyorum.