Çok farklı bir tarzı var. Ama kesinlikle ve kesinlikle bir tarzı var!
Hürriyet’te okurken zaman zaman anlamakta zorlandığım iki kere okuduÄŸum ama yazıyı anladığımda hep keyif aldığım bir yazardır Hadi Uluengin.
(Bu arada belirtmeden geçemeyeceÄŸim, 5 yıldır Hürriyet’te çalışıyorum ama hangi köşe yazarını tanıyorsun derseniz sizden farksız deÄŸilimdir. Geçenlerde Okur Meclisi toplantısında Ahmet Hakan’la tanışma fırsatı buldum. Geçen sene 60. yıl kutlamasında da AyÅŸe Armanla sohbet etmiÅŸtik ayak üstü. Öyle yazarları muhabirleri tanışan kaynaÅŸan bir ortam maalesef yok bizim gazetede)
Neyse, malumunuz ben hala öğrenciyim. Son sınıfta olduÄŸum için bitirme tezi gibi de bir derdim var. 5 gün iÅŸ, 2 gün okul, akÅŸamları bitirme tezi derken hayat geçiyor. Gümrük BirliÄŸi ve Türkiye AB İliÅŸkilerinde Hürriyet Gazetesi’ni inceliyorum. Tabii tezi bitirebilmek için konuyu biraz spesifikleÅŸtirdim. 1995 yılı Hürriyet Gazetesi’nin Gümrük BirliÄŸi’ni nasıl ele aldığını inceliyorum. Konuyu o dönemde Hürriyet’te haberleri hazırlayan gazetecilerle ve günümüz yorumlarını katmak için akademisyenlerle görüşüyorum.
Tam bu sebeple Hürriyet ArÅŸivini tararken ÅŸimdi köşe yazarı olan Hadi Uluengin’in o dönemde Brüksel’den haberleri gönderen gazeteci olduÄŸunu da gördüm. Atladım tabii hemen. Kesin görüşmem lazım. Brüksel’dedir nerede bulacaksın, nasıl görüşeceksin diye söylenenler oldu etrafımda tabii ama ben kafaya koydum. Bizim Dış Haberler Servisi’mizin genç ve çok baÅŸarılı bir Müdür Yardımcısı var. Emre Kızılkaya! Emre’ye gidip Hadi Uluengin’e nasıl ulaÅŸabileceÄŸimi sordum, e-mail adresini verdi hemen. Bende oturdum öğrenci olarak derdimi anlatan bir mail yazdım.
Ertesi gün saat 10.00 gibi Hadi Uluengin beni aradı! Çok mutlu olmuÅŸ mailimi görünce ve detaylıca anlatabileceÄŸini söyledi. Ama tabii İstanbul’a gelince:)
Aradan çok zaman geçmedi. Aradı beni, haberdar etti. Ömer’le ellerimizde çiçekler, Cihangir’deki harika evinin kapısını çaldık. Çiçekleri görünce inanamadı. “Siz öğrencisiniz, ne gerek vardı” diyebildi sadece. Sonra çalışma odasında ağırladı bizi. Kırmızı paketli Marlboro’sunu içerken, “Diet Coca Cola”m var içer misiniz?” ısrarına baÅŸladı:) Gerçekten çok içtendi. Masada duran servisini de kendi yaptı.
Gerçekten çok içtendi…
Etkilendim. Bizim Okur Meclisi Ankara’yı ziyaret ederken Bekir CoÅŸkun’un yan odada olmasına raÄŸmen onlarla sohbet etmediÄŸini duyduÄŸumda çok üzülmüştüm. Hadi Uluengin’in kapısını çalarken de benzer bir endiÅŸe taşıyorduk.
Üstelik Mardin’deki katliamı Kürt sorunuyla baÄŸdaÅŸtırdığı için çok fazla Türk basınında tepki görmüş bir yazardı kapısını çaldığımız. (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11586875.asp )
Tezime ilişkin faydalı bir görüşme yaptık. Onun detaylarını tez bittiğinde blogumda anlatacağım:)
Ama ÅŸunu da belirtmeden geçemeyeceÄŸim bu görüşmeden çok önemli mesajlar çıkardım ben…
Hadi Uluengin diyor ki,
“Medya hiç şüphesiz, kesin kes abartmaya meyilli. Sadece AB ile ilgili olan ÅŸeylerde deÄŸil herÅŸeyde abartma var. Oysa hayat gri tonlar üzerine kuruludur. Siyah üzerine deÄŸil! İhtiyatlı gitmek gerekiyor…”
***Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’e de sekreteri aracılığıyla geçtiÄŸimiz hafta görüşme talebinde bulundum tezim için. Henüz yanıt gelmedi…




ben size söyleyeyim aynı anda hem amerikancı hem ab’ci hem de ırkçı olabilmeyi beceren nadide ! insanlardan biridir kendisi