Kaldırım taşı büyüklüğünde pırlanta olmak!


Neva Çiftçioğlu , insanoğlu Ay’a ilk ayak bastığında 6 yaşındaydı. Ve o gün NASA‘da çalışmayı kafaya koydu. Hacettepe’de Biyoloji okudu. Mikrobiyoloji master’ını Tıp Fakültesi’nde yapmak isteyince dışlandı! Sen biyologsun ne işin var Tıp Fakültesi’nde dediler. Bunu da aştı. Doçentliğini burslu gittiği Finlandiya’da aldı. Finlandiya Hükümeti tarafından buluşlarını anlatmak için NASA’ya gönderildiğinde iş teklifi alarak geri döndü! 1998′de NASA’nın kapısından arkasında bir kurum desteği olmadan giren ilk Türk ünvanını aldı! Bakterilerin böbrek taşına sebep olduğunu bularak Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterildi. Ancak bu yıl babası rahatsızlandı ve Türkiye’ye dönüş kararı aldı…

Karar almak yetmedi. Neva Çiftçioğlu 370 gündür Türkiye’de!

370 gündür iş arıyor ve Türkiye’deki devlet üniversiteleri, özel üniversiteler, özel sektör dahil kapısını çalmadığı kurum kalmadı! Ve iş bulamadı!

Dün “Beyin Göçü” panelinde tanıştım Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu ile…

O anlattı, ben üzülerek dinledim…

Ve gerçekten bir sözü canımı çok acıttı!

“İşte beyin göçü asıl şimdi başlıyor” dedi…

kaldirim-tasi-buyuklugunde-pirlanta-olmak

NOBEL TIP ÖDÜLÜ’NE ADAY GÖSTERİLMİŞTİ

 

NASA’da Türk kimliği ile başka bir kurum desteği almadan çalışarak bilim dünyasında adını duyuran Neva Çiftçioğlu, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünü bitirdikten sonra master ve doktorasını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji’de tamamladı. 1991′de doktora sonrası Finlandiya’da Kuopio Üniversitesi Biyoteknoloji Bölümü’nde eğitimini sürdürdü. Nanobakterilerin böbrek taşına sebep olan ajanlar olduğu buluşuyla Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterildi. Doç. Dr. Çiftçioğlu, ABD Rusya ortak yapılan uzay araştırmalarında aktif olarak görev yapan, Finlandiya’da doçentlik alan ve İskandinav bilim ödülüne layık görülen ilk Türk.

ISTIHBARAT MUSIAD 4

BEYİN GÖÇÜ KANAYAN BİR YARA

 

MÜSİAD’ın Sütlüce’deki merkezinde düzenlenen “Beyin Göçü” paneline katılan Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, “Beyin göçü kanayan bir yara” diyerek sözlerine başladı. 1998′de NASA’nın kapısından girerken “Değerini bilmezseniz üç şey sizi terkeder: Karınız-Bilim-Sanat” yazısıyla karşılaştığını sanki yaşadıklarının simgesi gibi vurguladı! Türkiye’de en çok fen bilimi alanında beyin göçü yaşandığını anlatırken, bunun nedenini Türkiye’deki “Meslek Şovenizmi”ne bağladı! Türkiye’de meslek şovenizmi yapıldığını vurgulayan Doç. Dr. Çiftçioğlu “Ben bir biyolog olarak Tıp Fakültesi’nde doktora yapmanın acısını çok çektim. Burası benim alanım sen giremezsin dediler. Bu bir şovanizimdir” diye konuştu.

370 GÜN OLDU

 

Türkiye’nin gelecekte teknolojisini oluşturacak grubun beyin göçü ile karşı karşıya olduğunu belirten Doç. Dr. Çiftçioğlu, şunları söyledi: “Tam 370 gündür buradayım ve 1 Nisan’da sözleşmem gereği NASA’ya dönmek mecburiyetindeyim. 370 günde bütün üniversiteleri, özel sektörleri dolaştım. Önce üniversitelere gittim. YÖK kadro verecek dediler. YÖK’e gittim siyasetçiler kadro aç desin dediler. Özel sektöre gittim, özel sektörde çalışmanız için arkanızda birilerinin olması lazım. Bu kısır döngü içinde ben iş bulamadım. Benim konum kalp damar hastalıkları ve böbrek taşları. Ben astronotların sağlığıyla çalışan bir bilim insanıyım. Ben birşeyler yapmaya geldim.  Çok büyük devlet büyüklerimize ulaştım ve ben iş bulamadım. Dört gün önce Türkiye’nin en önemli devlet adamlarından birinin kapısını çaldım. Patentlerimi, 200′ü aşkın bilimsel yayınımı anlattım. Ama, ‘Bak evladım. Bir pırlanta bulursun, yüzük, kolye yaparsın. O pırlanta kaldırım taşı büyüklüğünde ise hiçbir yere sığmazsın. Sen geri dön’ yanıtını aldım. Büyüğümüzün elini öpüp odasından çıktım. Ama asıl beyin göçü şimdi gerçekleşecek.”

“Kaldırım taşı büyüklüğünde pırlanta olmak!” hakkında 2 yorum var.

  1. Uğur Özmen diyor ki:

    İşte acı bir örnek.

    Bu gibi olgular, “haklıyım” demeyi bile gereksiz kılıyor.

    Neva Çiftçioğlu gibi kaynaklarını kullanamayan ülkenin geleceği ne olabilir ki?

  2. Sertalp Bilal diyor ki:

    Aslına bakarsanız Neva Çiftçioğlu Türkiye için fazlasıyla iyi birisi. Bu nedenle o devlet büyüğünün dediği neredeyse doğru. Astronotların sağlığıyla ilgili çalışan birisi maalesef ülkemizin biraz ilerisinde.
    Güzel bir konuya değinmişsiniz, ellerinize sağlık.

Yorum Yapın