Åžu sıra etrafımdaki herkes soruyor, “Neden ff hesabını kapattın?”, “Facebook’ta niye yoksun?”, “Daha sık yazmıyorsun, birÅŸey mi oldu?”…
Sorular giderek artıyor aslında. Ve ben yanıt vermekten kaçıyorum galiba! Yok kaçmıyorum aslında. Ne bileyim ya da öyle… İstihbarat Müdürü’m Celal Korkut “Araziye uymak” der :) Araziye uydum uzun zamandır…

Emo haberinden sonra, inanılmaz bir baskı baÅŸladı. BaÅŸarılı Gençler sitesindeki fotoÄŸrafımdan verdiÄŸim cevaplara, hazırladığım haberdeki alıntılara, kurduÄŸum cümlelere, kiÅŸiliÄŸime, tipime, hatta ses tonuma (zira Adnan Polat benzetmesi yapılmış. Bu olaÄŸanüstü sesimi merak edenler Hürriyet santralden bana ulaÅŸabilirler) demediÄŸini bırakmadı onlarca kiÅŸi. Mailime aynı anda 1000 tane spam geldi, bloga öyle spamlar geldi ki (yorum bölümüne) zor iÅŸin içinden çıkabildik. Tam bunlar yaÅŸanırken kalktım Cambridge’e gittim. Kaçtım filan gibi düşünülmesin:) Zira kaçacak kadar hele ki Cambridge’e kaçacak kadar param hiç olmadı:) Kazandığım bir bursla eÄŸitim için Cambridge’deydim.
Ben derslerle boÄŸuÅŸurken ekÅŸi sözlük ’teki yorumlar almış başını gitmiÅŸ! Hepsini tek tek okudum. Bazen güldüm, bazen üzüldüm. “Hayat neden bu kadar acımasııııııııııııız” diye Emrah triplerine büründüm (yapmadım tabii!) Sadece yorumunu bloga koymadığımı iddia edip beni sansürcü zihniyet olmakla suçlayan inflack ve maille ders niteliÄŸinde (!?) tokatlar atan DaÄŸhan Irak a ulaÅŸtım. UlaÅŸamadıklarım ve beni suçlayan arkadaÅŸlara da sakin kafayla birÅŸeyler söylemek istedim.
Yapılanı, baÅŸarılanı eleÅŸtirmek, yerden yere vurmak çok kolay. Ben de zaman zaman aynı hataya düşüyorum. Dün Seray (inflack)’a da mailde aynı ÅŸeyi söyledim aslında. Aydın DoÄŸan Lisesi’nde okurken, Aydın DoÄŸan’a (Aydın Baba) diye tezahüratlar yapsak da bu gazete benim aileme ait deÄŸil! İstediÄŸim gibi yazıp çizemem. Ben haberi yazdıktan sonra o haberi okuyan bir ÅŸef, editör, sayfa sekreteri var. Onu da geçtim o haberi birinci sayfaya taşıyan Yazı İşleri Servisi var. Bakın savunmuyorum asla! Sadece sistemi anlatmaya çalışıyorum.
Beni tanıyanlar zaten nasıl bir düzende, hangi sıkıntılarla, zorluklarla ya da nasıl eğlenerek çalıştığımı biliyor. Demagoji yapacak halim de yok:) Merak edenler bana ulaşmakta sıkıntı çekmez diye düşünüyorum. Öyle hırs abidesi bir bünye hiç değilim. Sadece birikimimi geliştirip, ileride iyi işler yapabilmek için altyapı hazırlıyorum. (Bunu deyince de senden sistemin kölesi olur anca diye bağıran arkadaşlar vardı, onlara da saygılarımı sunuyorum).
Tüm bunlar yaÅŸandıktan sonra, Cambridge’de uzun uzun düşünme fırsatı buldum. Oradayken Marmara’da BiliÅŸim Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans’a kabul edilen 10 kiÅŸiden biri olduÄŸumu öğrendiÄŸimde doÄŸru bir seçim yaptığıma inancım kat kat arttı. İnternet üzerinde kullanıma sunulan bilgiler üzerinde hiçbir denetim ve sınırlama olmaması medya için fırsat gibi görünse de iÅŸ iletiÅŸime geldiÄŸinde boyut deÄŸiÅŸiyor. (tabii sosyal medyayı yabana atmamak lazım)
Sessizlik güzel…
Ama kâfi bu kadarı:)
Artık daha sık buralardayım…
Son olarak,
we’ll undoubtedly have to accept that the nature of work has changed and will continue to do so…
***FF’ten uzak kalsam da Müge Cerman, sunipeyk, UÄŸur Özmen, DevletÅŸah Özcan (blogunda izledim reklamı harikasın!), Burak Bayburtlu, Özgür Alaz, Barış Özcan baÅŸta olmak üzere FF’teki ve twitter’daki tüm dostları takip ediyorum!
Bu arada nasıl mıyım? İşte cevabı:)





