sosyal medya derken?


İnternetin hayatımıza girmesiyle çeÅŸitlilik göstermeye baÅŸlayan ‘yeni iletiÅŸim ortamları’ ÅŸu sıra hepimizin en gözde tartışma konusu…Twitter’da durum bildirip, Facebook’da detaylandırıyoruz, Friendfeed’de yorumlar arasında kayboluyoruz.

Bugün Social News Turkey sitesinde okuduğum şu haber ve dün yaşadıklarım bu yazıyı yazmaya itti beni:)

Özetle yer alan habere göre, 5 gazeteci bir eve kapatılacak dış dünyayı sadece sosyal paylaşım siteleri (twitter, facebook..) ve bloglar aracılığıyla takip edecek. Televizyon izleyip gazete okumaları, internette gezmeleri de aynı ÅŸekilde yasak…

Peki bu deney nasıl bir sonuca varır?

Bence deneyde mantık hatası var. Bir kere gazeteciyi eve kapatabilirsin, sadece twitter veya facebook üzerinden ortamlarda hareketlenmesini saÄŸlayabilirsin ama internette gezinmesini nasıl yasaklayabilirsin. Gazeteci dediÄŸin gider, facebook’ta arkadaşına mesajı atar merak ettiÄŸi konuyu aynen öğrenir! Bunu da geçtim twitter’daki birçok paylaşım zaten linklerle yapılıyor doÄŸal olarak her türlü internette gezinir.

Öyle değil mi? Bunlar bence gazeteciliğin ne olduğunu bilmiyor:)

Deneyi takip edeceğim detayları paylaşacağım. Peki ben ne anlatacağım?

Dün kar İstanbul’da hayatı durma noktasına getirdi. Vahap Bey, Hayri abi, Ali abi ve ben gazetedeydik. Esra Abla ile Aslan GaziosmanpaÅŸa’da devrilen TIR sebebiyle ulaÅŸamadan gazeteye. evlerine geri döndüler.

Vahap Bey sordu, “Bu karda internetten alışveriÅŸ durumu nedir acaba?” diye ve ben de araÅŸtırmaya baÅŸladım. Önce Migros Sanal Market‘e ulaÅŸtım. Onlar anında anlattıklarımı yetkili kiÅŸiye ilettiler ve iki saat içinde istediÄŸim dün bilgileri bana yollayacaklarını söylediler. Ardından aklıma Yemeksepeti.com geldi  internet sitesindeki telefondan arayarak durumu Müşteri Hizmetleri Yetkilisi Ebru Hanım’a anlattım. Güzelce dinledi, not aldı, ‘Size en geç Pazartesi yanıt vermiÅŸ olacağız’ dedi. Ben muhabir olduÄŸumu, haber hazırladığımı tekrar ettim. Ama Pazar günü çok az kiÅŸi çalıştıklarını, ilgili kiÅŸilere mail attığını geri dönüş yapılması için elinden geleni yapılacağını söyledi…(İnternette doÄŸan, büyüyen bir ÅŸirketin internetten bu kadar uzak olup üç gün içinde yanıt verebileceÄŸi fikri kesinlikle tatmin etmedi beni)

Ben de içimde kalacağını bildiÄŸim için, kendisine yaptığımız iÅŸi anlattım. Haberin aciliyetini, kısa zamanda hazırlanmasının önemini…

Ama pek etkili olmadı:)

Ardından internette Yemeksepeti.com Genel Müdürü Nevzat Aydın’ı aramaya baÅŸladım. Veee Friendfeed‘de buldum! Anında mesaj atarak durumu anlattım. Arkasından da Twitter’da kendisine ulaÅŸmaya çalıştığımı twit’ledim. SaÄŸolsun PCnet yazı iÅŸleri müdürü Erdal Kaplanseren ulaÅŸamadıysan yardımcı olabilirim diye twit’ledi!

Ve buna gerek kalmadan, benim friendfeed mesajımdan yarım saat sonra Nevzat Aydın’dan yanıt geldi. 10 dakika sonra da telefonla konuÅŸuyorduk!

KonuÅŸtuk, haberimizi hazırladık.  Çok da güzel oldu…

Nevzat Aydın’la birlikte sosyal medyanın gücünü konuÅŸmadan geçmedik tabii…

Haber de güzel oldu, bugünkü gazetede yarım sayfa yer buldu kendine. Buradan okuyabilirsiniz:)

Yorum Yapın