16 Eylül 2007…
(bir pazar sabahı)
sevgili blog,
aslında sana uzun uzun bir yazı yazdıydım ancak laptop’umun azizliÄŸine uÄŸradı yazı ve bir anda yazdıklarım, erdek anıları tamamı uçtu gitti…
sonra bi hastalandım, bi hastalandım kendime gelemedim hâlâ yazmaya fırsat bulamadım..
pazar sabahı ofiste oturmuşken biraz içimi dökeyim dedim:)
*15-30 AÄŸustos tarihleri arasında yıllık iznimi icra etmiÅŸ bulunmaktayım…3 yıllık yoÄŸun çalışma temposunun ardından pek sevgili ÅŸefim Ayda Kayar tarafından azad edilip yıllık izne çıktım… Çıktığımın akÅŸamı da kendimi Erdek yollarına attım…Babamla keyifli bir yolculuÄŸun ardından annem, ablam ve kardeÅŸimin bir hafta önce baÅŸladığı tatile eklendik…
Erdek, topu topu bir tane beach club’ı olan, 5 yıldızlı oteli olmayan, etrafta arayış içindeki teenage’lerin (bakınız abaza demiyorum:P) bulunmadığı motellerle çevrili ama sahil kasabası da olmayan enteresan bir yer…
Daha önce gittiÄŸimiz kalabalık tatil yerlerinde ne bulmuÅŸuz ben ÅŸaşırdım açıkçası…
Bol bol fotoÄŸraf çektim, yürüdüm, müzik dinledim, denize girdim…
*tavsiye etmeden geçemeyeceÄŸim; ben tatilimi Erdek sahilinin sonuna doÄŸru ilerlerken denizin dibindeki Hülya Otel’de geçirdim.. Kendinizi çok rahat hissedeceÄŸiniz, genel olarak ailelerin tercih ettiÄŸi bir aile oteli…
AkÅŸamları piyanist ÅŸantör bile var:) (Bu gece agora meyhanesiiiiiiiiiiiiii ÅŸeklinde devam eden ÅŸarkılar sabah 4′e kadar sürmekle beraber dinlenmeye gelenler için biras sıkıntı yaratıyor)
Teknolojiyi henüz kullanmıyor Erdek…
Topu topu bir tane internet cafe’si var…
Bir iki cafe’de de wireless hizmeti var ama onlar da çok cezbetmiyor…(otellerde de wireless yok)
*Benim gibi habersiz kalamayan, interneti her daim elinin altında isteyenler için Turkcell connect tavsiye edilir…Otelin çay bahçesinde masa üzerine koyduÄŸunuz laptopunuzla etraftakileri kıskandırarak sörf yapabiliyorsunuz..Bu kez de çocuklar sizi yalnız bırakmayacaktır belirteyim:)
*Erdek’e en son 1998 yazı ve 1999′da 17 AÄŸustos depreminden iki hafta önce gitmiÅŸtik…O zamandan bu zamana pek bir deÄŸiÅŸiklik yok. Hatta bir dilek tepesi vardı.. Åžimdilerde çıkılmıyor Dilek Tepesi’ne..
Tepeye dileÄŸinizle birlikte tırmanır, Leonardo Di Caprio’yla tanışma hayali kurardık (hey gidi hey) =)))
Nedendir bilinmez tepenin ayağına kadar gidebiliyorsunuz ama Dilek Tepesi’ne çıkıp dilek dileme hakkı tanınmıyor üzücü tabii..Kimler ne kısmetler buldu o tepe sayesinde:P
eÄŸlenceli fotoÄŸrafları yakında flickr’da yayınlayacağım…
—-
* Uzuuuuun bir bekleyiÅŸin ardından 30 Eylül 23.00′da uçmak üzere THY İstanbul-Åžanghay biletim alındı..Evet gidiyorum :)
Dilek Sabancı’yla birlikte Åžanghay’da düzenlenecek Özel Olimpiyatlar’ı takip edeceÄŸim…
12 günlük uzun bir seyahat..Ancak Türkiye’den 60 zihinsel özürlü sporcunun katılacağı bir olimpiyat beni heyecanlandırıyor..
gün be gün yaÅŸadıklarımı, haber deneyimlerini ve tabii ki Åžanghay’ı anlatacağım ;)) Bekleyinis…
—-
ÅŸimdilerde astım’la boÄŸuÅŸuyorum..Nefes alamıyorum diyebilirim..
haftalık iznim boyunca uyudum.. (cuma/cumartesi)
tabii zgn’le geçirdiÄŸimiz ada ziyareti bi baÅŸkaydı;)
oksijen almamı sağladığı için duacıyım kendisine:)
var enteresan hikayeler anlatacağım yakında…



