Genel kabul görmüş değerlerin normların değişmesini tetikleyen “Toplumsal Dönüşüm”, medya kavramının önüne farklı sıfatlar getirerek yeniden yorumlanmasına yol açıyor. Zaman, mekan sınırlaması olmaksızın cep telefonuyla paylaşılan fotoğraflar gazetelerin manşetlerine taşınıyor.
Teknolojinin hızlı gelişimi ve internetin insan hayatında aktif kullanılmasına paralel olarak medya önce değişim sonra dönüşümle tanıştı. Bir dönem, gazetelerin, internet siteleri aracılığıyla yok olacağı tartışıldı. Ancak Hürriyet Gazetesi’nin internet sitesi www.hurriyet.com.tr ‘nin günde 1 milyondan fazla tıklanması, Hürriyet’in 500 bin satmasına engel olamadı. Tüm bunlara karşın internetteki tıklanma oranlarıyla gazetelerin tirajı ya da televizyon haberlerinin izlenme oranları arasındaki uçurum giderek artıyor. İnternetteki tıklanma oranları ise sadece gazete ya da televizyonların internet siteleri ile sınırlı değil. Çünkü gazeteler, dergiler, radyolar, televizyonlar, internet haber siteleri, ajanslar gibi klasik medya organlarını tüketici sınıfında takip edenler artık üretici olarak karşımıza çıkıyor. Gazetedeki haberi eleştirmek isteyen bir okur, kendi internet günlüğü (blogu) aracılığıyla eleştirisini iletiyor. Web 2.0 adı verilen ve internetteki tüm sosyal ortamları barındırıp artmasına olanak tanıyan bu süreç her geçen gün etkinliğini artırıyor.
En güvenilmeyenler kategorisine siyasetçilerin peşi sıra gazetecileri ekleyen bireyler, dijital ortamlarda kendi “Gazetecilik” örneklerini sergileme fikrine kolay alıştı.
İstanbul-Amsterdam seferini yapan uçağın kaza haberi ilk kez -140 karakterlik metinlerle sosyal iletişim sağlayan sanal kitle iletişim platformu- Twitter’da kazadan sadece iki dakika sonra 11.52’de cep telefonu aracılığıyla duyuruldu. Geleneksel medyanın parçası olan televizyonlar, gazeteler, internet siteleri ve hatta ajanslar sosyal medya ortamlarına dahil olmaya çalışsa da geleneksel medya çalışanlarının bu ortamlarda yer alma sıklıkları yap-bozun eksik kısmını oluşturuyor.
İşte ben bu eksik yap-bozun tamamlayıcısı olabilmek için mücadele veriyorum. Çünkü interneti, sosyal medyayı, paylaşmayı çok seviyorum.
Belki de (o zaman internet bu kadar popüler değildi elbette) önce iletişim lisesini ardından iletişim fakültesini tercih etme sebeplerimden en büyüğü içimdeki bu sevgi idi. Ancak itiraf etmeliyim ki lise gazetecilik tecrübesi açısından gönlümü fethetti. Üniversite ise sosyal bir “Ortam” sağlayarak yaşıtlarımla birlikte vakit geçirebilmenin olanaklarını sundu. Türkiye’deki devlet üniversitelerinin şartlarını göz önünde bulundurduğumda başka da bir alternatifimiz yoktu zaten…
Ta ki bu döneme kadar. (4’ncü sınıfın 2’nci dönemi/Bahar Yarıyılı da denilebilirJ)
Yıllardır Basın İşletmeleri, Finansal Muhasebe, Mali Yapı gibi derslerle bizlere ekonominin temelini anlatmaya çalışan Yrd. Doç. Dr. Tolga Kara, bu dönem “Yeni Ekonomi” dersi ile karşımızda. (Evet, biz çok sıkılmıştık bilanço çıkarmaktanJ)
Salı sabahı evden 07.30’da çıkmama neden olsa da bu derse koşarak gidiyorum diyebilirim. Çünkü netbook’umu açtığımda keyifle not alıyorum Tolga Hoca’nın anlattıklarını. Tolga Hoca’nın tabiriyle: “Genel olarak dünyada bir dönüşüm var ve bu dönüşüm kaynağını/gücünü/ivmesini teknolojiden alıyor. Mesela Yeliz dönüşmüş bir öğrenci”J
Girişte bahsettiğim “Dönüşme” kavramı bu derslerden birinde kafamı kurcalamaya başladı. Dünya düzeni şekillenirken medya bundan nasıl etkileniyordu? Bu soruya cevap aramaya başladım.
(Perşembe günleri katıldığım Yrd. Doç. Dr. N. Emel Dilmen’in İnternet Gazeteciliği dersinde sorularıma yanıt bulmaya başladım. Ama biraz daha okumaya ihtiyacım vardı…)
İşte tam bu noktada Tolga Hoca’yla sohbet ederken “Long Tail/Uzun Kuyruk” isimli kitaptan bahsetti. Konumuz benim Gazi Üniversitesi’ndeki bir kongreye hazırlayacağım bildiri idi. “Long Tail’i bul ve oku çok işine yarayacak” dedi Tolga Hoca.
Önce kafaya Zenginlik Devrimi’ni almayı koymuştum ama kitapçıdan çıkarken her ikisini de almıştımJ
Long Tail’i okudum. Uzun zaman sonra elimden bırakmadan okuduğum kitaplardan biri. Çok etkilendim ve yakında Long Tail’den bahseden yazılarımla karşınızda olacağım…
Bu yıla kadar “Ne işim var benim bu üniversitede?” diye çok söylendim.
Kapısından içeri girerken ayaklarımın geri geri gittiğini bilirim.
Aslında gördüğümüz tüm ekonomi derslerinin bir nedeni varmış. Şimdi daha iyi anlıyorum. İletişim Fakültesi’nde okumamın da bir anlamı varmışJ
Teşekkürler Yrd. Doç. Dr. Tolga KaraJ





Kesinlikle iletişim fakültesinde okumak anlamlıdır, dersler değerlidir. Marmara Üniversitesi İletişim okurken, sen algılamak istersen; öğrenmek istersen; bütün kadro sana yardıma hazırdır. Tüm dersleri hayatıma uyguluyorum! İletişm eğitimi sayesinde, kurumların reklamlarıyla ne dediğini anlıyor, ona uygun teknolojik ürünler üretiyorum. Yazdıklarına katılıyorum!:)
Sen gazeteci değil misin ? Neden finansal muhasebe, bilanço falan gösteriyorlar ki ?
amarat, marmara iletişimde biz gazetecilik derslerinden çok daha fazla ekonomi iktisat ağırlıklı dersler gördük. bunun nedeni de ekonominin ve bilişimin her geçen gün insan hayatında daha fazla yer alması…
Natali sen de mi marmara iletişim’densin yoksa?
iletişim fakültesinde okumayı ne de güzel anlatmışsın çok sevindim…
marmra iletişim hakkında ne düşünceğimi şaşırdm.her kafadan bises çıkıyo ama yazılanlar hoşuma gitti.yinede marmaralı olmak ayrıcalıktır