Yengeçler acıyı hiç unutmuyor…


 “Kuzey İrlanda’daki araştırmaya göre yengeç, sadece acıyı hissetmekle kalmıyor, bu acıyı hafızasında tutarak unutmuyor ve geçmiştekini hatırlayarak, sonraki elektrik şoklarından kaçınmaya çalışıyor. “

 Bütün gece uyumadım, uyuyamadım. Gözlerim kapalı Tarçın’a sarıldım döndüm durdum. Şu sıra biraz kafam karışık. Nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama yukarıda yazdıklarım ortada! (o kadar saçmaladım yani…)

Wikipedia’ya göre yengeç, on bacaklılar takımından Brachyura infra takımını oluşturan kabuklu türlerin ortak adı. Tipik olarak çok kısa bir kuyrukları var ve karınları toraksın altına gizlenmiş. Genellikle kalın bir dış iskelete sahiptirler ve bir çift kıskaç ile donatılmışlardır. Tüm dünya okyanuslarında bulunan bu canlıların birçok çeşit tatlı su ve karada yaşayan türleri de biliniyor.

 soulmates-never-ide1

Yengeç deyince benim aklıma kendini dünyadan soyutlayan, kıskaçlarını kapatıp yalnızlığını yaşayan bir canlı gelir. “Yalnız” dedim farkındaysanız. Ne bileyim bana hep öyle gelmiştir.

Ama görülen o ki, kalın kabukları bile acıdan uzak tutamıyor onları…

 

Ben de hep kendimi bir zırhla kuşatabilmeyi istemişimdir. Acıdan uzak… “Sevgisiz yaşamaya razıyım, acı çekmemek için” der dururdum ilk aşkımın ardından döktüğüm gözyaşlarıyla. (küçüktüm o zamanlar)

Aradan yıllar, yıllar geçti. Korudum ben kendimi, zırhımı kuşandım. Dik yürüdüm, göz pınarlarımı yormadan koştum belki de. Kalabalıklar içinde yalnızdım belki ama yüzüm gülebiliyordu en azından…

 

Astım denen illetle boğuşurken, nefes alabilmeyi öğretti aslında yaşam bana. Yalnızken nefes almaya o kadar alışkındım ki seninle nefes alamadığımı hissettim…

 

—————————

hush, it’s ok
dry your eye
dry your eye
soulmate dry your eye
cause soulmates never die
——————————–
 
 Su içtim.

Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım dediği gibi şairin, gözlerine bakmadan usulca ağlamayı yeniden öğrendim. Şimarık bir çocuk olarak hıçkırarak ağlamayı biliyordum ben. Hani çocuklar zıplar ya durmadan… Annesi dayanamaz istediği oyuncağı alır çocuğuna.

Bu bir oyun değildi, oyuncak da yoktu ortada…

Tek bir gerçek vardı.

Tek bir gerçek.

Şimdi zaman o gerçeği kabul ederek yaşamayı öğrenme zamanı.

Şimdi zaman kalıp, güzel anılarla yaşamlarımızı paylaşma zamanı.

 

 

“Yengeçler acıyı hiç unutmuyor…” hakkında 1 yorum var.

  1. Author Cafe diyor ki:

    güzel bir blog tebrikler

Yorum Yapın